Haber Detayı
21 Aralık 2017 - Perşembe 10:05
 
İsmi değişen illerden tuhaf hikâyeler
KÜLTÜR Haberi
İsmi değişen illerden tuhaf hikâyeler

Bilirsiniz Anadolu’da bir yere giderseniz, buyur eder, çay söylerler. Daha adınızı bile öğrenmeden sorarlar. 
Memleket nere hemşehrim?
Bunu takip eden iki soru daha olacaktır.1- İçinden mi? 2- Eski adı neydi? 
Eski adı neydi? Laf olsun diye sorulmuyor, çünkü yurdumuzdaki köylerin şehirlerin üçte birinin adı değiştiriliyor. 
Hikâye şöyle başlıyor: Osmanlı çekilince Balkan devletleri Türk beldelerine komitacıların adlarını takıyor. Enver Paşa da mukabelede bulunuyor,  Ayasuluğ’u Selçuk, Makriköy’ü Bakırköy, Ayastefanos’u Yeşilköy yapıyor (1915). 
Cumhuriyet ile iş hız kazanıyor. Sadece Rumca, Ermenice isimler değil, Arabi, Farisi ve Türkçe isimler de değiştiriliyor. Belki de Osmanlı hissedilsin istenmiyor. 
1924’te Çölemerik Hakkâri yapılıyor, Kırkkilise Kırklareli oluyor. İktidar bir yandan içinde papaz, kilise, çan olan isimleri ayıklarken Kengırı’yı Çankırı yapıyor. Düşünün Cumhurbaşkanı bile Çankaya’da oturuyor.  
Şimdi balık esir mi? Yoksa balı kesir mi (çok mu)? Hakiki adı Karesi sancağı. Balıkesir, Paleo Kastro’dan geliyor. İyi ama biz Rumca isimleri ayıklıyorduk güya.   BU NASIL MİLLÎ?  Selçuklunun Hamidabad’ına da Yunanca bir isim bağışlanıyor, Isparta oluyor. 
İzmitliler böyle kazaya gitmek istemiyor. 1922 yılında Meclisi Umumi Vilayet toplanıyor, Akça Koca’nın ili manasında “Kocaili” ismini münasip buluyorlar. Ankara“Kocaeli” diye bozuyor.    
Kütahya adı da antik dönemdeki Kotiaeion’den geliyor. Osmanlıda da Kütahiye, ya da Germiyan sancağı. 
Manisa ile antik Magneziya’ya nazire yapılıyor. Osmanlıda “Şehzadeler şehri” ya da “Saruhan”.
Menteşe vilayeti adını, yöreyi fetheden Menteş Beyden alıyor. 1923’de Muğla yapılıyor, mazisine (Moğola) dönüyor.   
Samsun Yunanca Amisos’tan geliyor. Canik ismi Türkçe ama kaldırılıyor. 
Selçukluların Darü’n-Nusret dediği güzel vilayetimiz de eski adına dönüyor, Grekçe Dokeia kökünden gelen Tokat’a. 
Ayvaz / Başçiftlik, Gazi Ura / Turhal oluyor, Kırkıriyye / Zile yapılıyor.
Uşşak “âşıklar diyarı” demek Uşşaki hazretlerinin şehrine yakışıyor. Peki ya Uşak?   
Asırların Tuşba’sına da Van adı konuyor. Vank mabedi isim babası oluyor.
Yozgat 1. Meclis’te Bozok olarak kabul görüyor, 1923’te tekrar değiştiriliyor. 
Hatay adını antik şehir Hattena’dan alıyor. Ama onu Atatürk koydu, bahanesi bulunuyor.  PAŞA PAŞA ÇOK YAŞA Cumhuriyetin ilk yıllarında Meclis, “sen de gel, sevdiğini al da gel” usuluyle teşkil edildiği için uyanıklar isim teklifi ile göze girmek istiyor. 
Mesela İzmir’de Nif kasabasının adı Kemalpaşa’ya çevriliyor. (Nif Dağı, Nif Çayı adıyla duruyor)
Bir Kemalpaşa da Bursa’da var. Güya M. Kemal Balıkesir’e giderken Kirmasti’ye girmek istiyor. Yanındakiler “Aman” diyorlar, “Burada çok muhalif var, iş almayalım başımıza.” Paşa da uğramadan devam ediyor ve kızıp kendi adını veriyor.
Bilmiyoruz doğru mu ama komşularından Susurluk’a şeker fabrikası, Karacabey’e hara açılırken tek kuruş devlet yatırımı almaması (diğerlerinden büyüktür oysa) rivayeti güçlendiriyor. Hâlbuki “burada Lala Şahin adlı bir Türk serdarı yatıyor. Onun adını verelim” denebilirdi pekala. Farz edelim Kirmasti kelimesi Rumca diye değiştirildi. Peki Kirmasti Çayı niye kaldı? Eğer dert Rumcadan kurtulmak idi ise neden Hüdevendigâr’ın yerine, Bitinya Kralı Prusias’ın adı resmîleşti?
Eğin, sahtiyan derisi, dutu, dokuması, ekmeği ve takıları ile meşhurdur Anadolu’da. Düşünün Eğin halısı Amerika’da bile aranıyor. “Yok! Orası Kemaliye olsun!” 
Peki olsun. Ne diyebilir ki başka! 
Selendi ise Gazi Paşa diye değiştiriliyor. Niye? Türkçe değilmiş! Şemseddin Sami öyle söylemiyor ama.  EL-AZİZ’DEN ELÂZIĞ’A   Ma’mûratü’l-Aziz” (Sultan Abdülaziz’in imar ettiği şehir) vilayet olunca “Elaziz” diye anılıyor. 1937 Bakanlar Kurulu kararıyla “Elazık” bilahare “Elâzığ” olarak değiştiriliyor ki sözlükte manası bulunmuyor.
Hamid-i Bünyan ise Sultan Hamid’in bina ettirdiği yer demek. Hamid iptal edince, “Bina ettirdiği yer” kalıyor. Kimin? Cevap yok ortada. 
Liva Aziziye, Pınarbaşı oluyor, Everek, Develi yapılıyor. İyi de deve filan yok ortada. “Dev Ali” denilse tamam, öyle bir Derviş Gazi biliniyor zira.
1934-36 arası iş halkevlerine kadar düşüyor. Hızını alamayanlar Türkçeleri tırpanlıyor. Sert ismi Siirt yapılıyor mesela. 
Ankara’da Zülfadl köyü (Hacı Bayram Hazretlerinin doğduğu köy) Solfasol, “Ahi Mesud” Etimesgut oluyor. 
Pursaklar, Aşağı eğlence, Mürted, NATO Yolu gibi tuhaf isimler. Minibüsçüye diyeceksin “Abi Oran’da indir”. 
Soracak: Neremde? 
Prag’da bile Alexandar Dupçek Caddesi yok, bizde var. Hem sormak lazım Keçi nasıl örülüyor acaba? 
Engürü ismi Farisi üzümden (tengür) gelir. Peki Ankara? Bilen varsa söylesin bana? 
Bu arada adında oba, mezra, çiftlik  ekleri bulunanlar elden geçiyor. Bazılarında ses uyumu gözetiliyor, Çinciva / Şenyuva, Sehrince / Serince, Sakarsu / Şekersu gibi... 
Bazıları da bire bir tercüme ediliyor. Şemsi / Güneşli , Telhınta / Buğdaytepe, Telanbar / Anbartepe, Telseyif / Kılıçlı gibi. Oysa Urfa, Mardin halkı öbürünü de anlıyor rahatlıkla.  YANLIŞLIKLA ALANYA  Alaiyye adını Ünlü Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’tan alıyor. Bir gün M. Kemal’e bir telgraf yolluyorlar, mors alfabesinde hata çok olur malum, memur Alaiyye yerine Alanya yazıyor yanlışlıkla. “Tamam bundan sonra Alanya olsun!” Şaka gibi ya.
Ayntab (suyun gözü-pınar) önce Antep, bilahare Gaziantep oluyor. Belkıs / Nizip, Cebel-i Nur / Nurdağı, Gılgamış / Karkamış olarak değiştiriliyor. 
O yıllarda demir tunç bakır isimleri revaçta Diyar-i Bekr’e de “Bakır diyarı” ismi münasip görülüyor. 
Antakya’da Alallah / Reyhanlı, Bab-ı İskenderun / Belen, Beysun Muradiye / Yayladağı, İmraniye / Dörtyol, Sûweydiye el-Mina ise Samandağ’a çevriliyor. 
Erzincan adını Grekçe Eriza’dan alıyor. Bölgede can ekli çok belde var, Mercan, Zencan, Delican... O da katılıyor halkaya. Cımîn / Üzümlü, Gercan / Refahiye, Mama Hatun / Tercan,  Nahalê Zelâl ise İliç (il-iç?) yapılıyor.
Cebel-i Bereket (Osmaniye) vilayetinin Bahça-i Haleb kazası / Bahçe, Haruniye / Düziçi, Kınık / Toprakkale, Dulkadiriye ise Kadirli oluyor.
Batman’da Hısn-ı kehfa / Hasankeyf, Kabilcewaz ise Sason olarak kayda geçiyor.
Ordu’da Ebu’l-Hayr / Gülyalı, Lale / İkizce, Umniye / Ünye, Vona / Perşembe... 
İşte böyle böyle 28 bin ad değiştiriliyor. 
Eskiler mi? Unutulup gidiyor. ERTUĞRULʹUN BİLECİKʹİ BİLECİKʹİN ERTUĞRULʹU Efendim Bilecik’in ismi Ertuğrul olsun mu olmasın mı? Son günlerde bu tartışılıyor. 
Bilecik zaten Ertuğrul sancağı diye tanınıyordu. Osmanlı da ikisi de kullanılıyor. Bilecik kelimesini araştırırsanız Türkçede bir karşılığı yok. Belli ki Bizans ismi Bile-Koma’dan geliyor. 
Öyle ya da böyle halkımız umursamıyor, gelgelelim Yunan’dan gerçekten zulüm görüyor. 
Mutasarrıf Salih Bey’in Batı Cephesi Komutanlığı’na gönderdiği 14 Nisan 1921 tarihli rapora bakalım. “...1800 hane ve 330 dükkân ve 18 han ve dört hamam ve iki tekke ve bir mescit ve sekiz cami-i şerif ve iki ipek fabrikası ve dokuz fırın ve altı emâkin-i amiriye (devlet dairesi) ve iki medrese muhterik olmuştur (yanmıştır). Zükûr ve inas (Erkek ve kadın) yirmi iki nüfus muhterikân (yanarak) şehit ve sekiz mahnuken (boğularak) şehit ve beş mecruhen (yaralanarak) şehit ve yirmi bir izale-i bikr (kızlığı bozma) ve elli iki fiil-i şeni (ırzına geçme) ve on sekiz ıskat-i cenin...” Söğüt’te Ertuğrul’un türbesi bile kurşunlanıyor. 
Eh Yunan’ın çatır çatır yaktığı bir şehirde de Helen ismi resmîleşirse...  
Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: İsmi, değişen, illerden, tuhaf, hikâyeler,
Yorumlar
Haber Yazılımı