Yazı Detayı
26 Temmuz 2018 - Perşembe 12:21
 
DR. SADIK AHMET
Erdoğan Doğu
erdogandogu@gmail.com
 
 

7 Ocak 1947, Batı Trakya’da Gümülcine’ye bağlı Sirkeli Köyünde doğdu…
Çatık kaşlıydı ama gülünce umut verirdi...
Köyündeki ilkokulu bitirdi, sonra Gümülcine’de ki Celal Bayar Lisesi’ni. Okumayı çok seviyordu ve doktor olmak istiyordu. Ankara Tıp Fakültesine başladı, ardından da Selanik Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Evet, artık O bir doktordu.
34 ay piyade er olarak askerlik yaptı Yunan ordusunda. Doktordu ama O bir Türk’tü. Sadece piyade er olabilirdi. Bir gün ateşler içerisinde yanan bir Yunan gencine doktor olduğu için müdahale etti. Biliyordu bunun suç olduğunu. Ama o yine de yardım etti 4,5 ay ceza aldı Doktor olup bir Yunan’a yardım ettiği için…4,5 ay başka bir bölgeye taş kırmak için gönderildi. Olsun, ama O bir insandı.
Askerlikten sonra, doğduğu topraklarda cerrah olarak görev yaptı. Muayenehanesi hemen evinin alt katıydı. Sade neskafeyi çok severdi. Oğlu Levent’e bir içimlik bırakırdı hep bardağında… Levent her gün kontrol ederdi, babam bana kahve bırakmış mı diye? Kendiliğinden gelişen, söz ile söylenmeyen bir anlaşma olmuştu artık aralarında…
Bu yıllarda daha da bir ilgilendi kendi insanının hakları ile… Örgütlenmenin şart olduğuna inanıyordu. Batı Trakya’da örgütlenmek hiçte kolay değildi. 1985 yılında 15 bin kişinin imzası ile azınlık haklarını konu alan bir imza kampanyası başlattı. Yunan istihbaratı bu dönemlerde O’nu yakın takibe almıştı. İlk hapis cezasını bu eylemden dolayı almıştı. Ardından 1987 yılında Selanik’te düzenlenen uluslararası bir seminerde broşür dağıttığı için yine yargılanmıştı. 1988 de 30 ay hapis ile cezalandırıldı. 
Selanik Dudullu Cezaevine gönderildi, Türk dediği için. 
Bir ziyaret gününde oğlu Levent’e kocaman, içi kahve ile dolu bir bardak vermişti. ‘’ Oğlum, artık sen büyüdün. Annen, kardeşin sana emanet.’’ demişti. Babasının kahve bardağından, ona bırakılan kahveyi içen o küçücük çocuk bir anda büyümüştü babasının gözünde.
Dört duvar arasında harfler yapardı tesbihinden… ‘’ I, L ve F ‘’ harflerini yapardı. Eşi Işık Hanım, oğlu Levent, Kızı Funda… hiç aklından çıkmıyordu.
Her mahkeme günü on binler toplanıyordu Gümülcine Mahkemesi önünde. On binler Türk olduğunu inkar etmeyen, her platformda bunu dile getiren bu genç doktorun arkasında duruyordu.
 Fişlenmelere rağmen, baskılara rağmen. Bu genç ve cesur adam yalnız bırakılır mıydı bu topraklarda?
Duruşma arasında mahkeme merdivenlerine çıkarak halkına şunları diyordu bu genç adam.
‘’ Bu akıllılar içeride bizim ırkımızı inkar etmek istiyorlar. Bu mahkeme meydanı 1923 yılında bu kadar dolmuştu, birde şimdi. Şunu unutmayın; bizim ırkımızı kimse inkar edemez.’’ 
Ve on binler tek ağızdan inletiyordu Gümülcine sokaklarını ‘’ TÜRK’ÜZ, TÜRK’ÜZ, TÜRK’ÜZ.’’
34 bin oy olarak Yunan meclisine girmişti, 3 ay sonra bir seçim kararı daha alındı. Yine bağımsız olarak milletvekili adayı olmuştu. Belgeleri eksik bulundu son anda. Bu genç doktor başka bir dava arkadaşını destekleme kararı aldı. Ve yine aynı davaya hizmet eden bir Türk meclise girmişti. İsimlerin önemi yoktu bu idealist adam için…
Bu yöntemle başa çıkamayan Yunan hükümeti, baraj sınırlaması getirerek Türklerin bağımsız meclise girmesini engellenmek isteniyordu. O ise 1991 yılında Dostluk Eşitlik ve Barış Partisini kurarak yine oyunları bozmuş ve Batı Trakya Türklerini siyasette daha güçlü hale getirmişti.
24 Temmuz 1995; Dr. Sadık Ahmet, İskeçe’de bir sünnet cemiyetine katılmak üzere, eşi, oğlu ve kızı ile beraber Gümülcine’den İskeçe’ye doğru hareket etmişti. Yol kenarında bekleyen bir traktörün ışığını gördü Işık Hanım. Eşini uyarmak istedi… Sadık Ahmet; traktörün durduğunu, hareket etmediğini söyledi. Ve Sadık Ahmet’in aracı tam geçerken, o traktör ana yoldan giden Sadık Ahmet’in aracına çarpmıştı. 
Oysa Batı Trakyalı Türklerin tek isteği; 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşmasının azınlıklara tanımış olduğu haklardan yararlanmaktı. Tüm mücadelesini bu yüzden vermişti Dr. Sadık Ahmet…
Bu kazanın 24 Temmuz tarihinde gerçekleşmesi, bunun bir kaza olmadığının, Türklerin amacına yönelik bir katliam olduğunun açık bir göstergesidir. Günümüzde bile hala aydınlatılamayan bu suikast bir mesaj niteliği taşımaktadır. 
Ve o tarihten bu yana Balkanlarda ve Batı Trakya’da Dr. Sadık Ahmet gibi bir lider çıkmamıştır. Seni minnetle anıyoruz Dr. Sadık Ahmet… 
Aşağıda ki satırlarda Kızı Funda Sadık Ahmet’in babasına yazdığı şiirden bir kısmı paylaşmak istiyorum 
***
’’ Sessiz odamda sinmiş tesbihine kokun,
Sen gibi gidiverir diye çekmelere kıyamıyorum.’’

 

 
Etiketler: DR., SADIK, AHMET,
Yorumlar
Haber Yazılımı