Yazı Detayı
25 Aralık 2017 - Pazartesi 16:37
 
Kızgınım
Erdinç Teker
erdinc.teker@kent16.com
 
 
Bulgaristan’da asimilasyon/zulüm sürecini yaşadım. Aradan tam 33 sene geçti ama bu konu hala güncel. Neredeyse 20 yıldır internette bu konuda yorumlar yazıyorum veya sohbetlerde üzerine konuşuyorum. Yine de bir adım öte gidemedik. Tam aksine sürekli geri gidiyoruz. Bakın; 1990 yılında Türkçe - ”zorunlu seçmeli ders” olarak okutuluyorken yaklaşık 100 bin Türk çocuğu bu derslere katılıyor. 2003 yılında “seçmeli ders” olunca sayı 30 binlere düşüyor. (1) Bugün yani 2017!2018 yılı öğretim döneminde ise Türkçe dersine kayıt yaptıran Türk çocuğu sayısı 5385. (2) Bulgaristan demokrasiye geçeli 28 sene olmuş. Ve bu 28 sene içerisinde Türkleri  –sözde! temsil eden partinin iktidar ortağı olduğu zamanları da gördük. Peki elimizde ne var? Koskoca bir hiç. Tam tersine Türkiye’de doğmuş - hayatında gezi amaçlı harici hiç Bulgaristan’da yaşamamış kişilerin kendi aralarında yarı Türkçe - yarı Bulgarca konuştukları garip bir dile sahip olduk. Bulgaristan’daki kardeşlerimiz anadilini unutmasın derken neredeyse  Türkiye’dekilerinden olacağız" Özellikle biz 89 göçmenleri arasında yoğun yaşanan bir durum bu- kimlik gibi. Bir araya geldiğimiz an bu dil ortaya çıkıveriyor. Özellikle göçmen kafesi olarak adlandırılan yerde. “Dılgo” yerine çay istediniz mi bakışlar üstünüze dönüveriyor. Garsona “blagodarya” demek bu işin başka bir göstergesi. Şimdi bana çok kızanlar olmuştur. Olsun. Ama acı gerçek bu. Biz Türk’üz. Ve özellikle 1989 göç eden bizler anadili Türkçe için can veren akrabalarının mezarını orada bırakıp geldik. Bunları ne çabuk unuttuk? Eğer yarı Türkçe - yarı Bulgarca dili konuşmak Anadolu halkından bir farkındalık ise bu yaptığımız en büyük hatalardan biri. Coğrafya kardeşi kardeşten ayırır mı? Fark yaratabilir mi? Bu Bulgar komünist rejimin bize zorla kabul ettirmeye çalıştığı şey değil miydi zaten? Bunları ne çabuk unuttuk… Dün- ( 24/Aralık/2017 ) Bal!Göç kongresi yapıldı. Tekrar Başkanlığa seçilen Prof.Dr. Yüksel Özkan ve yönetim kurulunu tebrik ederim. Kongrede söz alan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu -  Bulgaristan’da Türkleri temsil eden partilerin birleşmesi gerektiğini vurgulamış. (3)  Katılan arkadaşlara kongrede “Türkçe dersine katılımın düşmesi konusuna değinildi mi?” diye sordum; ne Sn. Yüksel Özkan- ne de Sn. Turhan Gençoğlu değinmemiş. Peki ana sorunumuz bu partilerin birleşmesi mi? 25 yıl boyunca tek partiydi ne oldu? Bulgaristan Türkleri bu süreçte ne kazandı? Ya da daha çok ne kaybetti? En basiti çift vatandaş olmaya kalktığınızda karşınıza asimilasyon/zulüm sürecinde dayatılan o isim çıkıyor. Ve Türk ismi almak için isim değiştirme prosedüründen geçmek zorundasınız. Yani başka bir ad alır gibi. Oysaki ben kulağıma atalarımın ezan ile okudukları ismi istiyorum. Ve 2017 yılında artık bunu yapmak o kadar kolay ki. Eğer Bulgaristan devletinin gücü yoksa AB’den alınacak bir destek ile o süreçte gerçekleşen tüm değişiklikleri bilgisayar programları ile eski haline getirebilirsiniz. Ülkemizdeki e!devlet bunun güzel bir örneği. Yarın- Türkan bebeğin şehit ediliş yıl dönümü. O dönemde Türklüğü uğruna - dini uğruna- anadili uğruna can vermiş kahramanlarımızı anacağız. Ama 33 yıldır olduğu gibi yine boynumuz bükük olacak. Bu iş siyasiden çok kültüreldir. Ve bundan 33 yıl sonra “Bulgaristan’da bir zamanlar Türkler vardı” dememek için artık farklı bir şeyler yapmalıyız.    
 
Etiketler: Kızgınım,
Yorumlar
Haber Yazılımı