DOLAR

15,9546$% 0.37

EURO

16,8824% 0.34

STERLİN

19,9835£% 0.26

GRAM ALTIN

945,16%0,54

ÇEYREK ALTIN

1.533,00%0,26

BİTCOİN

484418฿%3.38228

a
TÜRKİSTAN

TÜRKİSTAN

22 Nisan 2021 Perşembe

TÜRK KÜLTÜRÜNDE KÜTÜK ATMA TÖRENİ

3

BEĞENDİM

ABONE OL

Teke Yöresi adıyla bilinen topraklarda 700 yıldır düzenlenen bir Karamanoğulları geleneğinden, ‘‘Kütük Atma’’ töreninden bahsedeceğiz. Törendeki kütük sembolü; soyun devamlılığı, nüfusta yeni bir kütük açılmış olması, vatana bir asker yetiştirilecek olması anlamlarını taşımaktadır.

Burdur ve ilçeleri merkez olmak üzere, Denizli’nin Acıpayam, Serinhisar, Çameli, Muğla’nın Fethiye ve Köyceğiz’e kadar olan bölümü, Antalya’nın Korkuteli, Elmalı ve çevresi ile Afyon ilinin Dinar, Dazkırı, Başmakçı çevresi Teke Yöresi kültürünün görüldüğü ve yaşandığı çevredir. Yöre adını, Anadolu Selçuklularının burayı topraklarına katması ile yeni gelen Teke aşiretlerinin yerleşmesinden alır. Bu yöreye “Teke İli” ya da “Tekeli” de denir. Bu yerleşim yerlerinden Antalya’ya büyük göçler olduğundan son yıllarda Antalya kent içinde de Teke kültürü canlı olarak görülmektedir. Kütük atma töreni Teke kültürünün en eski ve en güzel geleneklerinden biridir. Günümüzde özellikle Burdur’un Karamanlı, Hasanpaşa gibi bölgelerinde yaşatılmaktadır.

EVİN İLK OĞLU İÇİN YAPILIR

Bu tören ailenin dünyaya gelen ilk oğlan çocukları için düzenlenir. Ailenin soyadını devam ettirecek, ocağını tüttürecek bir erkek çocuğun dünyaya geldiğini eşe dosta duyurmak amaçlanır. Dede Korkut Hikayelerinde yer alan ‘‘ad verme’’ merasimini andıran bu tören göçebe hayattan izler taşımaktadır.  Oynanan oyunlar, söylenen maniler hayvancılık ve avcılığı konu alır. İyi organize edilmiş bir kütük atma törenini izleyenler bir anlık da olsa tarihe yolculuk yapar, kendilerini Orta Asya steplerinde, hep bir arada yaşayan Oğuz boyları arasında bir törendeymiş hissine kapılır.

 İki üç sene evli olup da sonradan çocuğu olana veya birkaç kız çocuğundan sonra bir erkek çocuğu olan aileye komşuları, akrabaları, sevenleri hayırlı uğurlu olsun diye geldiği zaman hediyeden başka bir de büyük odun parçası ya da kütük getirirlerdi. Baba bu odunları görünce ‘‘Kütük Atma’’ töreni vaktinin geldiğini, çevresindekilerin ondan ziyafet istediğini anlardı.

KÜTÜK ATMA TÖRENİ NASIL YAPILIR?

Kütük atma töreni için önce aile reisinden izin alınır. Aile reisi izin verirse, kütük atılır. Eğer izin vermezse çocuk büyüdüğünde o yörede kütüksüzdiye anılacağından, aileler bu adla anılmamak için genellikle kütük atılmasını isterler. Bu tören için geniş ve ağır, budaklı bir çıra kütüğü ya da çam kütüğü bulunur. Kütüğe al bir kumaş bağlanır. Bu kumaşın içine ailenin ekonomik durumuna göre altın, kağıt veya madeni para konulur. Böylece kütük hazırlanmış olur. Daha sonra bu kütük, kalabalık bir gurupla davul, zurna eşliğinde yeni doğan ve ailede ilk erkek çocuk olan eve götürülür. İki veya üç kişi, bu kütükle evin damına ya da yüksek bir yere çıkar. Burada silah atılarak kütük atma töreni herkese duyurulur. Oğlanın annesine maniler söylenir, hayır dualar yapılır:

Oğlunun yaşı uzun olsun.

Oğlunun ömrü uzun olsun.

Düğünü güzün olsun.

Ardıç gibi kollu olsun.

Dağa gitsin, üç yük odun etsin.

Keklik gibi dilli olsun.

Dağda, koyun kışlatsın,

Ovada, çifti işlesin.

Alacağı kız güzel olsun.

Babası gibi döllü olsun.

Dağda koyun kışlatsın.

Hayırlı, uğurlu, uzun ömürlü olsun!

Allah bu oğlanı sana bağışlasın.

Derelerden sel gibi

Tepelerden yel gibi

Hamza pehlivan gibi

Dere tepe düz geçsin.

Allah bu oğlanı sana bağışlasın!

Hayır dualardan sonra kütük evin önüne atılır. Kütüğün içindeki al kumaş ve içerisindeki paralar alındıktan sonra bu kumaş baba tarafından annenin boynuna asılır. Kütük anne tarafından saklanacaktır. Doğduğunda kütüğü atılan oğlan yetişkin olduğunda, kendi düğününde, düğün yemeği ateşinde bu kütük yakılacaktır. Törenin sonunda konuklara anne baba tarafından yemek, çerez ikram edilir. Yine dualar edilir:

‘‘Ey ahali, duyun, görün, dinleyin. Bu gencin ömrü uzun, düğünü güzün olsun. Talihi açık, gönlü şen olsun. Gülsün, oynasın, ömründe gam görmesin. Kütüğünü biz dökelim. Aşını babası döksün, sofrada kaşığı, evinde beşiği eksik olmasın. Sofralar dolusu canı, sürüler dolusu malı olsun. Yesin tükenmesin. Verilen eksilmesin.’’

Güzel milletimizin güzel gelenekleri var olsun, sürüp gitsin, unutulmasın…

TÜRKLÜK BİLİMCİ (TÜRKOLOG)

DİLEK YILMAZ

Devamını Oku

TÜRKİSTAN GÜNDEMİ

3

BEĞENDİM

ABONE OL

2021 yılı Türk Dünyası açısından büyük ve önemli gelişmelere sahne oluyor. Kardeş ülkeler arasında iletişimin her geçen gün artarak güçlendiğini görmekteyiz. İlk olarak Azerbaycan-Türkmenistan arasında kemikleşmiş olan Hazar Denizi’ndeki petrol yatağı sorunu Türkiye’nin yardımı ile ortak işletme anlaşması imzalanarak çözüme kavuşturuldu. Gaz yatağı Azerbaycan ve Türkmenistan’ın tam ortasında olduğu için, her iki ülke de bu yatağın kendisine ait olduğunu savunuyordu. Gaz ve petrolün çıkarılmasında tamamen Rusya’ya bağımlıydılar. İki kardeş ülke Ocak ayında görüşmeler gerçekleştirerek ekonomik bağımsızlıkları yolunda bu önemli anlaşmaya imza attılar.
‘‘Dostluk’’ adı verilen bu yataktan çıkarılacak doğal gaz Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) ve Trans Adriyatik Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TAP) ile Avrupa’ya taşınacak. Azerbaycan ve Türkmenistan, Türkiye ile üçlü iş birliği platformuna sahip olduğundan Türkmenistan’ın Hazar’da ürettiği petrol Ceyhun limanı üzerinden dünya pazarlarına çıkacak ve dolayısıyla anlaşmadan Türkiye de yararlanacak.
Sınır ve su sorunları nedeniyle ikili ilişkileri kopuk olan Kırgızistan ve Özbekistan arasında yıllar sonra ılımlı görüşmeler gerçekleşti. Kırgızistan’ın ve Özbekistan’ın liderleri 30 yılın ardından ilk kez Rusça yerine kendi ana dillerinde anlaştılar. Görüşmeler sonucunda iki kardeş ülke arasında yıllardır anlaşmazlıklara ve zaman zaman gerginliklere yol açan sınır sorunları çözüme kavuşturuldu. Özbekistan’a ait olan ve Kırgızistan sınırlarında kalan ‘‘Soh’’ bölgesinin Özbekistan ile hava ve kara ulaşımı tekrar sağlandı. Kırgızistan’ın su sıkıntısı çeken Özbekistan’a su vereceği, Özbekistan’ın ise Kırgızistan’a 8.000 hektar toprak vereceği resmi gazetelerde yayınlandı.
Kazakistan-Türkiye arasında askeri alanda işbirliği anlaşmaları imzalandı. Takip eden günlerde Özbekistan ile Türkiye arasında ortak askeri tatbikat düzenlendi. İki kardeş ülkenin askeri personelleri tecrübelerini birbirleriyle paylaştı.
31 Mart’ta Türk Konseyi Gayriresmi toplantısı gerçekleşti. Korona Virüsü salgınından dolayı çevrimiçi düzenlenen toplantı öncesi, Türk Konseyi Genel Sekreteri Bağdad Amreyev’in; ‘‘Türk Konseyi, Türk Dünyası Birleşik Devletleri oluşturmayı amaçlıyor.’’ açıklaması büyük heyecan yarattı. Toplantıya Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan liderleri ve ayrıca gözlemci ülke Macaristan’ın Başbakanı Victor Orban katıldı.
Toplantıda işbirliği, güvenlik, ekonomik anlaşmalar ve ticaret yolları konuları görüşüldü. Türk Dünyasının beşiği’’ olan kadim yurdumuz ‘‘Türkistan’’ Türk Dünyasının manevi başkenti olarak seçildi. Türk Konseyi’nin Onursal Başkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in teklifiyle Türk Konseyi adının Türkiye’de düzenlenecek 8. Zirvede ‘‘Türk Ülkeleri Keneşi’’ olarak değiştirilmesine karar verildi. Azerbaycan üzerinden Türk ülkelerini birleştirecek bir koridorun oluşturulması kabul edildi. Türk Dünyasında derin izler bırakan Türk büyükleri adına kutlama faaliyetlerinin yapılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ermenistan karşısında zafer elde eden Azerbaycan hükümeti ve halkı ile dayanışma içinde olunması kararı alındı. Ulaştırma, gümrük, enerji ve altyapı alanlarında etkin projeler geliştirmenin gerekliliği vurgulandı. Edebiyat, sanat, ilim ve kültür alanlarında ortak çalışmalar yapılması kararlaştırıldı.
Türk Konseyi toplantısının 8. zirvesi Türkiye’de yapılacak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; ‘‘Artık konseyimizi uluslararası bir örgüt olarak adlandırmanın vaktinin geldiğine inanıyorum.’’ açıklamasını yaptı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev; Türk Konseyi ülkelerinin kalkınma bankası kurmasını önerdi. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov; Türk Konseyi adının, Türk Devletleri Örgütü olarak adlandırılmasını desteklediklerini belirtti. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım jomart Tokayev; Türk Dünyasını 21. yüzyılda önemli ekonomik ve insani bir bölgeye dönüştürmeyi amaçlandıklarını söyledi. Ortak bir kültür, eğitim ve bilim sahasının oluşturulması ‘‘Ulu Türkler’’ eğitim fonunun oluşturulması ile hayata geçirilebilir.’’ dedi.
Aksakalımız Nursultan Nazarbayev; ‘‘Trans Hazar Uluslararası Ulaşım Koridoru veya diğer adıyla Turan Koridoru, Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan en güvenli ve kısa ticaret yolu haline gelmektedir.’’ diye belirtti.
1 Nisan itibariyle Azerbaycan-Türkiye arasındaki seyahatler kimlik kartıyla yapılmaya başlandı. Artık kardeş kardeşten pasaport sormayacak. Diliyoruz ki Türk Konseyi’nin Türkiye’de yapılacak 8. zirvesinden sonra diğer kardeş ülkelerimizle de bu adımlar atılsın.
Tüm bu güzel gelişmeler kardeş Türk devletlerinin önümüzdeki süreçte çok daha yakın ilişkiler kuracağının habercisi olarak yorumlanabilir. Türk devletlerindeki bu atılımlar, yapılan bu iş birlikleri ve anlaşmalar İsmail Gaspıralı Bey’in ‘‘Dilde, fikirde, işte birlik!’’ ülküsünü akıllara getiriyor. Kazakistan ve Özbekistan’ın Latin Alfabesine geçme süreci devam etmektedir. Türk Dünyasında ortak bir alfabe oluşturulması ilişkileri her alanda geliştirecektir. Soydaşların birbirini anlama noktasındaki sıkıntıları ortadan kalkacak ve çok sağlam bir birliktelik ortaya çıkacaktır.
TÜRKLÜKBİLİMCİ (TÜRKOLOG)
DİLEK YILMAZ

Devamını Oku

DOĞU TÜRKİSTAN’DA KADIN OLMAK

DOĞU TÜRKİSTAN’DA KADIN OLMAK
3

BEĞENDİM

ABONE OL

‘‘Dünya hanim-kizlarning méhniti(emeği) bilen(ile) güzeldur.’’
Ne tatlı seslenişi var değil mi Uygur Türkçesi’nin. Ve yine ne tatlı bir doğası vardır Uygur hanım kızlarının. Bilgili, erdemli, tatlı dilli, güler yüzlü, çiçek gibi… Bu tatlı doğalarının Çinlilerce yok edildiğini düşündükçe yüreklerimiz paramparça oluyor. Namuslarına göz diken Çinli erkekler karşısında buz kesilen bedenleri, korkudan donup kalan o badem gözleri, maruz kaldıkları işkencelerden yitiveren akılları, solup giden o tatlı gülüşleri…
Kamp tanığı kadınların anlattıkları kan donduruyor. Doğu Türkistanlı Tursinay Ziyavudin; ‘‘Şeytani akıllarına gelen ne varsa yaptılar ve vücudumun hiçbir yerini esirgemediler. Sadece tecavüz etmediler. Barbarlardı. Bütün bedenimi dövdüler. Elektrikli coplarla mahrem yerlerime elektrik şoku vererek işkence yaptılar. O kadar çok ısırıldım ki, korkunç görünüyordum.’’ diye gözyaşlarıyla anlatıyor kamplarda yaşadıklarını.
Diğer bir Doğu Türkistanlı kadın ise Çinli erkeklerin seçtiği Doğu Türkistanlı kadınları soyundurup, kıpırdayamayacakları şekilde yatağa kelepçelemek zorunda bırakıldığını gözyaşlarıyla anlatıyor.
Emeği sömürülüyor, geleceği karartılıyor, hayalleri çalınıyor Doğu Türkistanlı kadınların. Evlerinden, eşlerinden, çocuklarından, akrabalarından koparılıyorlar. Çinlilere hizmetçi, kul, köle ediliyorlar.
Doğu Türkistan’da kadınlar öylesine alçaltılıyorlar, ruhları ve bedenleri öylesine bir hakarete, şiddete, iğrençliğe maruz bırakılıyor ki ‘‘Beni öldürün!’’ diye yalvarıyorlar Çinli polislere.
Aile üyeleri kamplarda olduğu için sahipsiz kalan binlerce Doğu Türkistanlı çocuk ya donarak, ya açlıktan ölüyor. Bazıları kaçırılıyor, sonra yol kenarlarında organları çalınmış bir şekilde cansız bedenleri bulunuyor. Annelerinin kendi gözünden sakındığı çocuklarının canlı canlı kalpleri sökülüyor, gözleri oyuluyor, derileri yüzülüyor. Bir kadın için daha acı verici ne olabilir ki?
Genç Uygur kızları Çinli erkeklerle evlendiriliyorlar. Karşı çıkanın kendisi ve ailesi kamplara atılıyor. Türlü işkencelerle yaşamları söndürülüyor. Eşleri toplama kampında olan Doğu Türkistanlı kadınların yatağına Çinli erkekler sokuluyor. Çocuklarının gözü önünde tecavüze uğrayan bir kadına, bir anneye bundan büyük kötülük, bundan korkunç işkence olabilir mi?
Bütün bunlara karşın var gücüyle mücadele etmektir, dik durabilmektir, inancını yitirmemektir, zalime boyun eğmemektir Doğu Türkistan’da kadın olmak. Türk olmanın bilinci inançlarının gücüyle küllerinden doğmaktır. İçinde yanıp tutuşan bağımsızlık ateşini hiç söndürmemektir Doğu Türkistan’da kadın olmak!
TÜRKLÜK BİLİMCİ (TÜRKOLOG)
DİLEK YILMAZ

Devamını Oku

TÜRK KÜLTÜRÜNDE ”KÖSTEK KESME” TÖRENİ

TÜRK KÜLTÜRÜNDE ”KÖSTEK KESME” TÖRENİ
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk kültüründe doğum, ad alma, yaş günü, ilk dişin çıkması, ilk adımlar, sünnet toyu, askerlik, evlilik, çocuk sahibi olma gibi geçiş dönemleri vardır. Bu geçiş dönemleri bireyin yaşamını etkiler, değiştirir, yeniler, güzelleştirir. Bu nedenledir ki, bu geçiş dönemleri yeryüzündeki bütün Türkler tarafından önemsenmekte ve genellikle bir törenle kutlanmaktadır.
Çocuk yürüme çağına gelmesine karşın yürümesi geciktiyse, yürürken sürekli tökezliyorsa, sık sık düşüyorsa bu durumdan kurtulması için uygulanan bir gelenek vardır. Binlerce yıldır uygulanan bu geleneğimizin adı ‘‘Köstek Kesme’’ geleneğidir. Bu gelenek pek çok kişi tarafından bilinmese de çok eski bir gelenek olup Türkistan’daki akrabalarımızca günümüzde de uygulanmaktadır. Anadolu’nun birçok yerinde de bu törenin az da olsa benzer içimleriyle gerçekleştirildiğini görmekteyiz.
Köstek kesme töreninin amacı çocuğun bundan sonraki yaşamında düşmeden, sağlam adımlarla yol almasıdır. Yakarışlarla, dileklerle, armağanlar eşliğinde; akrabaların ve komşuların katılımıyla, ayağının bağı çözülmek istenen çocuk için renkli bir tören gerçekleştirilir…

YÜRÜMESİ GECİKEN ÇOCUKLARA KÖSTEK KESİLİR
Yürüme çağına gelmiş, yeni yeni yürümeye başlayan çocuklar, ak bir örtü üzerine alınır ve ayakları birbirine bir iple bağlanır. Bu ip çok sıkı olmaz, küçük adımlar atacak aralıkta bağlanır. Tercihen kırmızı ip kullanılsa da diğer renkler de kullanılabilmektedir. Çocuğun ayakları bağlı iken yardımla ya da bağımsız olarak bir iki adım atması sağlanır. Bir iki adımdan sonra bu ip yani köstek makasla kesilir. Kösteği kesen kişinin; tecrübeli, bilgili ve ortamdaki en yaşlı kişi olmasına önem verilir.
Köstek kesme işi Anadolu’da genellikle Cuma günü yapılmakta ve bu görev genelde Cuma namazından çıkan ilk kişiye verilmektedir. Bazen de yürüyebilen çocuklar arasında kısa bir koşu düzenlenir, daha hızlı koşan çocuğa, töreni yapılan çocuğun ayaklarındaki ip kestirilir. Böylece onun da hızlı ve düzgün yürüyüp, koşabileceğine inanılır. Çocuk özellikle ak bir örtü üzerine konur ki yolu ak ve açık olsun. Yine çocuğun önüne birtakım eşyalar (kitap, araba, kepçe, stetoskop gibi) konur. Konulan eşyalardan hangisini alırsa yetişkin olduğunda mesleki anlamda o işle uğraşacağı düşünülmektedir. Samsun, Ordu, Ankara, Bilecik, Diyarbakır, Mersin, Erzurum, Karaman, Denizli gibi pek çok ilimizde bu gelenek uygulanmaktadır.
Anadolu’da ve Anadolu dışındaki Türk topluluklarında farklı adlarla anılan, ancak aynı işlevsel özelliğe sahip olan köstek kesmenin ana vatanı Altaylardır ve çeşitli nedenlerle yeryüzüne dağılan Türklerin bu geleneği gittikleri topraklara taşıdıkları düşünülmektedir. Altay Türkleri arasında bugün de yapılmakta olan “Koy Göçö” bayramı, köstek kesme ile benzer özellikler taşımaktadır. Geleneğin uygulanışı şöyledir: “Bir yaşına basan çocuğun ayakları bir iple bağlanır ve çocuğun ileriki yaşamında kendi ayakları üzerinde durması yönünde iyi dileklerde bulunularak ip kesilir. Çocuğun dayısı gelerek çocuğun saçından keser ve kestiği saçları çocuk 14 yaşına geldiği zaman ailesine göstererek onlardan hediye alır. Bunun karşılığında çocuğa at hediye eder.

Kırgız Türklerinde çocuk, adım atmaya ve yürümeye başladığında “Tuşoo Kesüü Toyu” adıyla bir tören yapılır. Bu törenle, çocuğun iyi yürümesi, adımlarını sağlam atması, kendine güvenmesi ve yaşamında zorluklarla karşılaşmaması amaçlanır. Törende yedi-on iki yaş aralığındaki çocuklar arasında koşu yarışması düzenlenir; birinci gelen çocuk, yeni yürümeye başlayan çocuğun iki ayağına bağlanan ipi keser. Tören sonrası koyun kurban edilerek, çeşitli oyunlar ve eğlenceler düzenlenir. Kazak Türkleri bu törene “Tusau Keser” derler. Özbek, Tatar, Başkurt, Karaçay-Malkar Türkleri arasında da geç yürüyen ya da yürüyemeyen çocuklara bu tören uygulanmaktadır.

Köstek Kesme töreni Anadolu Türklerinde de kısmen sürdürülmektedir. ‘‘Adak kesme, ağdaş pişirme, ayak çizme, ayak kesme, ayak kösteğini kesme, ayak poğaçası yapma, aydaş kaynatma, duşak-düşşak kesme, hoppala, iplik kesme, köstek kesme, köstekleme, köstek kırma” gibi türlü adları olan bu tören ayrıca “Tay-Tay” olarak da bilinir. Bugün halen çocukların iki elinden tutulup tay-tay denmesi, çabuk yürümeleri için dilenen bir dilektir ve kökeni Altaylara kadar uzanmaktadır.
TÜRKLÜKBİLİMCİ (TÜRKOLOG)
DİLEK YILMAZ

Devamını Oku

Uygur Kadınla Evlenenin Çocuğuna +50 Puan

Uygur Kadınla Evlenenin Çocuğuna +50 Puan
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğu Türkistan’a yerleşip Uygur Türk’ü kadınlarla evlenen Çinlilerin Uygur kadınlardan olan çocuklarına, Çin hükümeti tarafından üniversite sınavında +50 puan veriliyor.
İlk işittiğimizde pozitif ayrımcılık gibi görünen bu politikanın iç yüzünü değerlendirelim.
72 yıldır Çin işgalinde olan Doğu Türkistan’ın etnik yapısının yıllardır çeşitli politikalarla değiştirilmeye çalışıldığını biliyoruz. Daha önceleri bölgenin nüfusunu azaltmak için Türk kadınlarını zorla kısırlaştıran, iradeleri dışında kürtaj ettiren Çin hükümeti şimdi de Çinli erkekleri Uygur Türk’ü kadınlarla evlenmeleri için teşvik etmektedir. Soykırımcı Çin; ‘‘YA ÇİNLİ OL YA DA ÖL!’’ politikası ile Türk çocuklarını ya doğmadan öldürmekte ya da onların kanını bozup Çinlileştirmektedir!
Çin hükümeti, Doğu Türkistan’a yerleşmeyi kabul eden Çinli erkeklere ev ve iş garantisi veriyor. Bunun dışında iki ırk arasındaki evlilikleri artırma niyetiyle, Çinlilerin Uygur kadınlardan olan çocuklarına üniversite sınavında +50 puan verileceği vaat ediliyor. Zulmün dozunu son 4 yıldır daha da artıran Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan topraklarına Çinlileri yerleştirip, burada nüfus çoğunluğunu kendi lehine çevirmek istemektedir.

Burada şunu belirtmek gerekir ki, Çin’de Sosyal Kredi Sistemi adında bir puanlama sistemi uygulanmaktadır. Bu puanlama sistemi ile toplumda güven ortamı oluşturmak hedeflense de, asıl amaç insanlar üzerindeki baskı ve gözetimi artırmaktır. Kredi Sisteminden düşük puan alan milyonlarca kişi kara listeye alınmıştır. Pek çok öğrenci istediği üniversiteye gidebilmek için birbiriyle yarışmaktadır. Dolayısıyla iyi bir üniversiteye yerleşmek zorlaşmaktadır. Çin hükümeti, Uygur kadınlarıyla evlenen Çinlilerin çocuklarına +50 puan verme politikası ile Çinli erkekleri Doğu Türkistan’a çekip demografik yapıyı bozmayı ve de bölgenin asıl sahipleri olan Türklerin kanını bozmayı amaçlamaktadır. Üstelik Çinli erkeklerle evlenmeye zorlanan kadınların bunu reddetmek gibi bir şansları ne yazık ki olmamaktadır.

Çinlilere göre düğün töreni, bize göre cenaze töreni!
Evliliğe karşı çıkanın hem kendisi hem de ailesi toplama kamplarına alınacağından Doğu Türkistanlı kadınlar büyük bir fedakarlık yaparak bu iğrenç evliliklere razı olmak zorunda kalıyor. Bazı kadınlar evlenmeyi kabul ediyor ancak milli kimliğine, insanlık onuruna yapılan bu hakarete, bu saldırıya katlanamayıp düğün töreninin hemen ardından yaşamlarına son veriyorlar…
Her geçen gün dünya çapında Çin’e karşı tepkiler artıyor. Türkiye Cumhuriyeti olarak kardeşlerimizin hakları için sesimizi daha da yükseltmemizin zamanı gelmedi mi?
Siz,
değerli okuyucu,
soydaşlarınızın uğradığı bu insanlık dışı zulme lütfen sessiz kalmayın!
TÜRKLÜK BİLİMCİ (TÜRKOLOG)
DİLEK YILMAZ

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.