• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Bursa 30° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 03:31

  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR
  • İDDAA PROGRAMI

DÜŞÜNCE UÇUŞMASI

Hastamız suskunlaştı biz nasıl devam edeceğimizi bilmez şekilde birbirimizle bakışmaya başladık. Sessizliği hastamızın sözleri bozdu: “Hayat zor, herşey zor, dinazor” dedi ve sustu. Hepimiz donup kalmıştık.

Üniversiteye hazırlık yılları, üniversiteye giriş sevinci ve üniversite yılları hemen her ailenin

bir dönem yaşadığı zaman dilimleridir. Aman oğlum mühendis mi olacak, aman kızım öğretmen mi

çıkacak, aman torunum doktorluk mu okuyacak? Bu düşüncelerin, konuşmaların geçmediği ev yok

gibidir.

Toplumca da bilindiği gibi tıp fakültesi hem kazanılması hem de bitirilmesi zor

bölümlerdendir. Bunu yakinen yaşadık. Üniversitenin ilk yıllarında kız öğrenci yurdunda

kalıyordum ve fakültenin farklı bölümlerinde eğitim alan arkadaşlarla birlikte paylaşıyorduk yurdun

imkanlarını. Öyle ki yurdun ders çalışma salonları ayın her günü tıp fakültesi öğrencileri tarafından

doldurulurdu ve sabahlara kadar ders çalışılırdı. Diğer bölüm öğrencileri sınavlardaaaann sınavlara

çalışma odasında bizlere katılırdı. Bizler ise sınavların bittiği günlerin ardından bir iki gün ancak

nefes alır sonra tekrar çalışma odasındaki yerlerimizi alırdık. Yurtta kalan tüm tıp fakültesi

öğrencilerinin çalışma odasında masaları bile değişmez haldeydi. Aradığımız kişiyi çalışma

odasında hangi masada bulacağımızı bilirdik. Masalarımız ikinci adresimiz olmuştu.

Böyle böyle üç yıl kız öğrenci yurdunda kaldıktan sonra üç samimi arkadaş eve çıkmaya

karar verdik. Eve çıkmaya karar vermiştik ama maddi olarak bu işin yükünü de ailelerimize

yansıtmayı da istemiyorduk. Ne de olsa hepimiz memur çocuklarıydık ve ekonomik koşullar

belliydi. Ayrıca ailelerimizin bakması ve okutması gereken diğer çocukları da vardı. Tüm bu

koşulları düşünerek ailelerimizden gelen aylık harçlıkları ve devletten aldığımız öğrenim

kredilerimizi birleştirip şartlarımıza uygun bir ev tutup ufak tefek eşyalarla yerleştik. Güzel anılarla

dolu yıllar geçirdik ev arkadaşlarımla. Sabah sabah derse gitme hazırlığındayken tuvalete üskattan

damlayan sularla karşılaşmamız ve tuvaleti kullanmak için acil çözümü şemsiye ile tuvalete girmek

olarak bulmamızdan tutun da, televizyonumuza anten olarak ters çevirdiğimiz küçük yemek

masasının metal bacaklarını kullanmamıza kadar hayli zihni sinir buluşlarla zaman geçirdik. Gece

geç saatlere kadar ders çalışırken verdiğimiz molalarda yaptığımız sohbetlerin tadına varılmazdı.

Bir gece saat gece yarısını geçmiş olmasına rağmen yaptığımız sohbetlerde girdiğimiz bir iddia

sonucu babamı telefonla arayıp adamcağızın yüreğini ağzına getirdiğimizi hiç unutmam. Gece gece

arayıp da babama “Un helvası suyla mı susuz mu yapılır baba?” diye sorduğumda, babamın önce

endişeli serzenişini , sonra gülerek soruya verdiği cevabı unutmak mümkün değil. (Bu arada bu

soruyu niye babama sorduğumu düşünebilirsiniz…::)) Çünkü bizim evde babamın yaptığı un helvası

bir efsaneydi…). Daha sayfalarca anlatabileceğim öğrencilik anıları………..

Tıp fakültesinin ingilizce hazırlık sonrası dördüncü sınıfa kadar olan dönemini preklinik

dediğimiz hastalar ve kliniklerden uzak sadece temel bilgileri aldığımız seneler olarak geçirdik.

Dördüncü sınıftan itibaren klinik eğitimlerine başladık. Kendimizi doktor gibi görmeye

başladığımız dönemdi. Staj staj tüm branşlarda eğitim alıyor ve bu eğitimlerin sonunda hayli zor

sınavlardan geçiyorduk. Her stajımız ayrı bir tatdaydı ve hepsinden geçerken güzel

tecrübeler,bilgiler,anılar kazanıyorduk. Bugün hala sıkça hatırladığım ve sonucunu sıkça

kullandığım, yakın arkadaşlarıma da hep anlattığım bir staj anısı var ki bu yazı dizisinde onu

sizlerle paylaşmazsam o ana çok haksızlık etmiş olurum;

Beşinci sınıfta küçük stajlar olarak aldığımız stajlardan biri olan psikiatri stajına

başlamıştım. Psikiatri kliniği tıp fakültesinin çok katlı eğitim hastanesinin dokuzuncu katında kapalı

bir klinik olarak yer almaktaydı. Kapalı klinikten kastım şifre ile girilen kilitli kapılar arkasında bir

klinik olmasındandır. Tüm camları demir parmaklıklarla çevrilmiş, ağır psikiatrik hastaların

yattığı ,biz öğrenciler tarafından hep korkuyla beklediğimiz, geçireceğimiz zaman konusunda daima

endişe duyduğumuz bir stajdı psikiatri stajı. Hocalarımız staj boyunca birebir hastalarla

ilgilenmemizi , onlarla etkinlik yapmamızı istiyorlardı. Kliniğin girişinde bir masa tenisi alanı vardı

ve ancak hastalarla oynamamıza izin vardı. Lise döneminde lisanlı masa tenisi oynamış olan benim için o masayı aktif olarak kullanamamak çok dramatikti doğrusu. Neyse gelelim hikayeleşmiş

anımıza…. Staj sırasında hipomani tanısı ile yatan bir lise son sınıf kız öğrenci vardı. Hipomani

nedir dediğinizi duyar gibiyim. Hipomani; kişinin psikolojik ve bedensel olarak normalin üzerinde

bir canlılık sergilediği, ancak mani (aşırı hareketli, enerjik, konuşkan, umursamaz, güçlü, öforik bir

dönem ) kadar da şiddetli olmadığı bir ruh halidir. Fikir uçuşmaları, düşüncede hızlanma bu

durumun bulgularının bir parçasıdır. Kafasında kırk tilki dolanır, kırkının da kuyruğu birbirine

dokunmaz diye nitelenen biçimde, kişi düşünce bombardımanı halindedir. Yeni planlar, projeler,

günlük hayata dair ayrıntılar. Ama bir konuya odaklanamaz, birini düşünürken aklına gelen diğer

düşüncenin peşine takılır gider. Bu kızcağızda da ileri boyutta düşünce uçuşmaları vardı. Hastalarla

birebir ilgilenmemiz gerektiği için arkadaşlarla kızcağızı aramıza alarak yuvarlak masa etrafında

sohbete başladık. Sohbetimiz gayet akıcı gidiyordu. Hastamız bizimle sohbet etmekten mutlu biz ise

stajımızın hakkını veriyor olmaktan huzurluyduk. Hastamız üniversite sınavlarına hazırlandığını,

bizlere imrendiğini, tıp fakültesi hakkında bilgi almak istediğini söyledi. Bunun üzerine hepimiz tıp

fakültesinde okumanın neler getirdiğini, neler götürdüğünü sağde ve anlaşılır bir dille O’na

anlatmaya çalıştık. Son olarak ben söyleşiyi “özetle doktor olmak zor” diyerek kapattım. Sonra

derin bir sessizlik oldu. Hastamız suskunlaştı biz nasıl devam edeceğimizi bilmez şekilde

birbirimizle bakışmaya başladık. Sessizliği hastamızın sözleri bozdu: “Hayat zor, herşey zor,

dinazor” dedi ve sustu. Hepimiz donup kalmıştık. Öyle güzel bir zincirleme yapmıştı ki bu sözler

karşısında insanın gülmemek için kendisini kontrol etmesi çok zordu. Sonuçta ortam önce benden

daha sonra diğer arkadaşlardan gelen kahkahalarla inledi. Kahkahalarımıza hakim olmaya çalışırken

hastamızı da utandırmamak için elimizden geleni yapıyorduk. “Çok tatlısın” diyen mi ararsın “çok

güzel ifade ettin” diyen mi? Kızcağızın neler olduğunu anlama çabası ile şaşkın bakışlarla bizi

izlediği anları dün gibi hatırlıyorum. Düşünceleri yine uçuşa geçmiş ve hayatım boyunca zorda

kaldığım ve zorda kalanlarla konuştuğum tüm anlarda aklıma gelen ve severek kullandığım o güzel

sözler dökülmüştü dilinden. Sizce de öyle değil mi dostlar: HAYAT ZOR, HERŞEY ZOR,

DİNAZOR…..::))

Bu haftalık da bu kadar….Sağlıcakla kalın……..

2 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Hızlı Yorum Yap

2 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
203.456

VAKA

178.278

İYİLEŞME

5.186

ÖLÜM

25.178

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
10.982.099

VAKA

5.816.375

İYİLEŞME

523.613

ÖLÜM

5.165.724

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için  veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Kent16'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kent16'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.