08 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 24.822.775 kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 13:05
Bursa 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
DOLAR

8,2364$%-0.43

EURO

10,0327%0.22

GRAM ALTIN

484,72%0,49

ÇEYREK ALTIN

7.515,81%0,38

BİST100

1.441,33%0.95

BİTCOİN

474190฿%1.67192

a

FİDANIN ÖYKÜSÜ

Ama bir cümle söyleyebilseydim: “ÖLMEK İSTEMİYORUM!” derdim… “Beni ulu çınarımın yanına götürün, ben ölmek istemiyorum” Kimseler sormadı bana ne olduğunu…

ad826x90
ad826x90

Başımı uzattığımda toprağımdan,
Beni en kavurucu güneşten,
En sert fırtınadan,
En şiddetli yağmur damlalarından koruyan kocaman yapraklı ulu bir çınarın gölgesindeydim.
Onun dallarından süzülen sularla beslendim,
Yapraklarının arasından sızan ışıkla serpildim.
Ben büyüdükçe köklerim de sapasağlam tutundular toprağa…
Ben o çınarın altındayken bana hiçbir şey olmaz sanırdım.
Sonra bir yaz günü bir adam çıkageldi.
Büyüyen yapraklarıma dokundu, onları sevdi.
Gövdeme sıkı sıkı sarıldı.
“Sen” dedi, “benim fidanımsın artık”.
“Seni hiç bırakmayacağım”.
“Büyüyüp kocaman bir ağaç olduğunda da yanında ben olacağım.”
“Dallarına salıncak kuracağız, çocuklar coşkuyla oyunlar oynayacaklar etrafında.”
Öyle bir mutluluktu ki bu; daha çok uzadı dallarım, genişledi yapraklarım.
Sığamıyordum artık ulu çınarın gölgesine.
Benim kendi ışığımı, kendi yağmurumu almam lazımdı.
Adam bir sonraki ziyaretinde sanki beni duymuş gibi “Hayallerimizi gerçekleştirmek için” dedi,
“Seni buradan götüreceğim”.
Her zaman yaptığı gibi gövdeme sıkıcı sarılıp, yapraklarımı öpüp gitti.
O günlerde ulu çınarda da bir haller vardı anlayamadığım…
Benim yapraklarım yemyeşil yükselirken, onun yaprakları cansızlaşmaya, sararmaya, dökülmeye başladı.
Gideceğim için bu kadar üzülmesine ben de çok üzülüyordum ama benim de büyüyüp onun gibi kocaman bir ağaç olabilmem için artık bu gölgeden çıkmam gerekiyordu.
Daha çocuklar koşturacaklardı etrafımda…
Gelecek güzel günler vardı…
Adam tekrar geldiğinde, beni götürebilmek için her türlü hazırlığı yapmıştı.
Beni çekip çıkarmak için köklerime ulaşması uzun sürmedi fakat bir engel vardı:
Ulu çınarın kökleri ile benim köklerim sıkı sıkıya tutunmuş, adeta kenetlenmişti birbirine…
Beni götürebilmek için ulu çınarın beni tutan köklerini kesti adam.
İstemedim bunu yapmasını ama, “Zaten onu bir daha görmeyeceksin, önemli olan bizim mutluluğumuz” dedi.
Onu bir daha görmeyeceğim o zamana kadar aklıma gelmemişti benim.
Gitmek istemedim, ulu çınarın köklerine uzanmaya çalıştım, onu tutabilsem hiç bırakmaz yanında kalırdım.
Fakat yetmedi.
Öyle bir yere getirdi ki sonra beni, tek bir ağacın bile olmadığı, yapayalnız kaldığım bir yere…
Gencecik dallarımın, körpecik yapraklarımın en kavurucu güneşten, en sert yağmur damlalarından korunamadığı bir yere…
Kendisi de giderek daha az gelmeye başladı yanıma.
Güya ben onun fidanıydım, büyüyüp kocaman bir ağaç olacaktım ve o hep benim yanımda olacaktı.
Ne yeterince suyum oldu, ne köklerine sarıldığım ulu çınarımın boşluğu kapandı…
Ne dallarıma salıncaklar kuruldu, ne etrafımda çocuklar oynadı…
Üzüntüden, bakımsızlıktan büyüyemediğim için de giderek artan bir şiddetle hor görülmeye başladım.
Amma nazlıydım, benim iyiliğim için getirilmiştim ben buraya, ben böyle yaptığım için gelmek istemiyordu işte yanıma…
Ne olurdu biraz anlayışlı olsam, idare etsem, ne olurdu biraz yapraklarım yeşillense…
Hep ben suçluydum, hep ben…
Bir gün, beni görmek için buraya kadar gelip gitmenin değmediğini, benim bu yaptıklarımın artık yettiğini, benimle uğraşamayacağını söyleyip gitti.
Bir daha gelmeyecek sandım.
En azından bu işkenceyi çekmez, kendime yetecek bir hayat kurarım diyorken yine bir sürü hazırlıkla geldi.
Önce benim iyileşmem için bir şeyler yapacak, beni ulu çınara götürecek diye düşündüm ama yok, durum pek öyle değildi…
“Tazecik bir fidan getirdim bak, onu hemen yanına dikiyorum, eğer sen de onun gibi olmazsan ben yapacağımı biliyorum” dedi.
Artık her gün geliyordu onun yeşil yapraklarına dokunmaya, gövdesine sarılmaya…
Ben ise günden güne ölüyordum…
Bir gün yine yeşil yapraklı güzel fidan için geldiğinde “Seninle uğraşamayacağım artık” dedi ve elindeki kocaman, gök gürültüsünden bile korkunç gürültülü aletle,
Tek şahidim olan diğer fidanın önünde,
Canımı acıta acıta parçalara ayırdı beni…
Sesimi çıkaramadım…
Çığlık atamadım…
Ama bir cümle söyleyebilseydim:
“ÖLMEK İSTEMİYORUM!” derdim…
“Beni ulu çınarımın yanına götürün, ben ölmek istemiyorum”
Kimseler sormadı bana ne olduğunu…
Güzel yapraklı fidan da “Ben şahidim, öldürdü bu adam bu fidanı!” diyemedi korktuğu için…
Dese de inanmazlardı ya, o ayrı…
Aynı son onu da bekliyordu çünkü…
Adama hiçbir kuvvet hesap sormadı, hiç ceza almadı…
Adam hala diğer fidanlara aynı vaatleri verebiliyor.
Adam hala aranızda…
Ama ben artık yokum…
Oysa ben,
Ölmek istemiyordum…

Yaşanacak birbirinden güzel günleri hak eden ama bu hakları ellerinden vahşice alınan kadınlara ithafen…

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İSTİKLALDEN İSTİKBALE

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.