Haber Detayı
26 Şubat 2020 - Çarşamba 18:29
 
DR.BERRİN ALTINÖREN YAZDI... ŞAŞKIN BÖCEK ÜZGÜN AMCA
Biraz gülüp,çokça hüzünleneceğiniz bir yazı.... Şakın böcek, üzgün amca...
SAĞLIK Haberi
DR.BERRİN ALTINÖREN YAZDI... ŞAŞKIN BÖCEK ÜZGÜN AMCA

Açıkçası bu yazılara başladığımda geçmişe böyle bir yolculuk yapabileceğimi hiç düşünmemiştim. Sayenizde meslek hayatıma yeni başladığım dönemleri an be an hatırlar oldum. Günü yaşarken, geçmişi de canlı tutmak,  bazen hüzün verdi bana bazen de gülücükler kondurdu yüzüme. Anıların üzerindeki tozlu sayfaları ara ara kaldırmak lazımmış. O zaman anlıyormuş insan  nelerle harmanlanıp, yoğrularak bugünlere geldiğini.....

 

          Şimdi bu başlık bizi nereye götürecek diye düşünüyorsunuz değil mi değerli okurlar? Bazen bir filmin bir sahnesinde kahkahalarla gülerken bir anda diğer sahnede gözyaşlarımızı tutamayarak ağlayabiliyoruz. Başka bir film veya dizide başroldeki kahramanın başına ard arda gelen dramatik olaylara inanamayıp “aman canım bu kadar da olmaz” diyerek izlemeye devam ediyoruz. Gülmek de, ağlamak da, mutluluk da, hüzün de ve hatta dram da insana dair aslında. Bunu yaşadıkça , yaşadıklarını anı kutusuna attıkça ve zaman içinde bunları hatırladıkça anlıyor insan.

 

          Acil nöbetlerinin zorluğu ve yoruculuğu yanında güzellikleri de vardı tabiki. Nöbete başlarken nöbet ekibiyle kurduğumuz kahvaltı sofralarının, getirilen tazecik simit, zeytin-peynir-domatesi, sıcacık demlenmiş çayın eşliğinde paylaşırken yapılan güzel sohbetlerin, herkesin yapmaktan zevk aldığı masum dedikoduların tadı hep damağımızdadır. Nöbet tutmak, ekip olmak, ekip ruhuyla çalışmak güzeldir bizler için. Doktor, hemşire, personel, hastanenin güvenlik görevlisi, bazen başka servislerden soframıza dahil olan arkadaşlar.... Masabaşı sohbet esnasında hepimiz hiçbir unvanı olmayan, ast-üst durumundan uzak, sadece insanca güzel ilişkiler kuran bireyler konumundayken, bir anda acil polikliniğine giren hastalarla beraber sirkelenip kendimize gelen, birden değişime uğrayıp doktor hanım, doktor bey, hemşire hanım, personel bey veya personel hanım olarak kimliklerimize bürünüyorduk. Herkes çil yavrusu gibi görevinin başına geçiveriyordu. Yine böyle bir nöbetin başlangıcında acilin giriş kapısından gelen çığlık sesiyle irkildik. 30-35 yaşlarında bir bayan, eli bir kulağına yapışmış “yardım ediiinn” diye insanları yararak poliklinikten içeriye daldı. O kadar stresli ve huzursuzdu ki derdini anlamaktan öte önce sakinleştirmek gerekti. Şikayetinin ne olduğunu sorduğumda; “ kulağımın içinde bombalar patlıyor, beynimde korkunç sesler yankılanıyor, lütfen beni kurtarın, dayanamıyorum doktor hanım” diye cevap verdi. Hastanın bu şikayeti, yarım saat önce evinde sakin sakin dinlenirken başlamıştı. Hemen müdahale odasına geçip hızla kulağına bakmam lazımdı. Bu arada hastanın çektiği ızdırap gözden kaçacak gibi değildi. Eli kulağında, boynunu fıldır fıldır oynatarak rahat edeceği pozisyonu bulmaya çalışıyordu. Hastayı sağlam kulağını üzerine yatırdım ve hepimizin hayatımız boyunca en az birkez karşılaştığımız muayene yöntemi olan otoskop (kulak zarı ve kulak içerisinde yer alan kanalın muayene edilmesinde kullanılan ışıklı bir gereç)   cihazını elime aldım. Bakalım kulaktaki gizli dehlizde neler vardı? Tam dış kulak yoluna doğru ışıklı cihazla girişimde bulunmuştum ki küçücük bir böcekle göz göze geldim. Şaşkın böcekçik ona sunduğum ışık sayesinde yolunu bulmuş hapisane kaçkını gibi hızla kulaktan çıkmıştı. Dış kulak yolunda yolunu bulmak için çırpınan hayvancık, hastamızın kulak zarının önünde bomba sesi olarak algıladığı seslere sebep olmuştu. Sonuçta hasta mutlu, böcek mutlu ve ben belki de meslek hayatımın en hızlı tedavi sonucunu almış olmaktan dolayı daha da mutlu olarak işlemi sonlandırmıştım. Sonrasında küçücük bir böceğin bile bizi nasıl hayattan bezdirebileceği konusunda yaptığımız konuşmanın ardından hastamızı gülücüklerle uğurladık. Ama herzaman sonuçlar hep böyle gülücüklerin havada uçuştuğu şekilde olmuyordu nöbetlerde. Hele ki daha önce de anlattığım gibi, Düzce gibi trafik kazalarının bol olduğu bir bölgede…

 

       Başka bir nöbetin ilerleyen saatlerinde acil servisin önüne acı acı korna sesi ile gelen araçtan kanlar içinde 7-8 yaşlarında getirilen bir erkek çocuğu ile başlayan dramatik hikayeyi hayatım boyunca unutamam. 

Yazının tamamını okumak için: https://kent16.com/yazar-saskIn-bocek-uzgun-amca-194.html

Kaynak: (TIHA) - TIHA Editör: Haber Editörü
Etiketler: DR.BERRİN, ALTINÖREN, YAZDI..., ŞAŞKIN, BÖCEK, ÜZGÜN, AMCA,
Yorumlar
Haber Yazılımı