DOLAR

9,3006$%-0.34

EURO

10,8521%-0.02

GRAM ALTIN

531,65%0,37

ÇEYREK ALTIN

8.490,72%0,23

BİST100

1.433,26%1,10

BİTCOİN

579986฿%1.06539

a

NE KADARI TANRI’DAN NE KADARI BENİM?

Nümeroloji eğitimi almış, sayılar ilmini bilen biri olarak söyleyeceğim bir şey var. Rakamlar içerisine 7 İlahi olanın sayısıdır, biliyor muydunuz? O aradaki 7 saniye dahi tesadüf değil! Şükürler olsun.

ad826x90
ad826x90

Son zamanlarda üzerine en çok düşündüğüm konu bu. Hayatımla ilgili olanlar ve olmayanlar nasıl

belirleniyor?

Ya benim yapmam gereken bir şey varsa ve ben yapmıyorsam?

Ya başka bir şey gerekiyorsa da bilmiyorsam? Ya bu yüzden olmuyorsa istediklerim?

ad826x90

Ne kadarı kader ne kadarı benim?

“Biz sizin kaderinizi çabanıza bağlı kıldık” diyor, kutsal kitap.

Yani, çabalamam gerekiyor orası tamam. Peki ne demek çabalamak?

Her gördüğüme konuyu açıp istemek mi, her girdiğim ortamda iş kovalamak mı, geceleri kalkıp

ağlayarak niyaz etmek mi? Nedir çabalamak?

Bir de şöyle bir ayet var ki uzun süre düşündüm üzerine; “Biz dilemedikçe, siz dileyemezsiniz.

Eeee, hani kaderimiz çabamıza bağlıydı, şimdi işler karıştı! Ne yani, ben çok isteyip çabalasam bile

Yüce Yaradan istemeyince olmayacak mı?

Sorgulamamalı mıyım? Başıma gelenlere ya da olmayan isteklerime kader deyip geçmeli miyim? E o

zaman her şey kader kardeşim, ben niye yaşıyorum?

ad826x90

Bunlar ilk sorularımdı sevgili dostlar.

Sonra kutsal kitabın ilk emrinin neden “oku” olduğunu anladım. Bir işi çözmek, bir yargıya, bir kanıya

varmak istiyorsam, okuyup araştırmam ve zihin süzgecimden geçirmem gerekiyordu.

Ve her işte olduğu gibi niyet etmem gerekti.

Niyet, namaza başlarken edilir. Niyet ettim Allah rızası için…

Niyet, senin bir işe neden başladığını gösterir.

Ben de niyet ettim, bu sorularımın yanıtlanmasına…

Hiç beklemediğim yerden cevap geldi.

Cevaplar zaten hep beklenmedik anda, beklenmedik yerden gelmez miydi?

Beyin ile ilgili bir kitap okuyordum. Beynin nasıl işlediğini, insandaki arzular nasıl oluşur, korku nasıl

oluşur bunları inceliyordu. Sonra kitapta yapılan bir deneyden bahsedildi. Sizleri teknik terimlere

boğmayacağım. Kısaca şu anlatılıyordu; kişilerden bir şeyi arzuladıklarında ellerindeki butona

basmaları isteniyordu. Binlerce kişiyle yapılan bu deney sonucu ise şöyle çıkmış;

Bizim bir şeyi beynimizde isteyip arzulamamızla o şeyi arzuladığımızı idrak etmemiz arasında 7 saniye

varmış.

Enteresan bir bilgiydi. Buradan şu çıkarımı yaptım; yani biz bir şeyi istediğimizi idrak etmeden evvel

zaten istemeye başlamış oluyoruz.

Dönelim mi ayete, “biz dilemedikçe, siz dileyemezsiniz. Biz istemedikçe, siz isteyemezsiniz.”

Yani ben bir şeyi istiyorsam, o zaten Yaradan’ın lütfuyla gerçekleşiyormuş. Onun istememi istemediği

bir şeyi ben düşünemiyorum dahi!

Üstelik idrak etme sürem bile 7 saniye farkla…

7 saniye… buraya da dikkat çekmek isterim.

Nümeroloji eğitimi almış, sayılar ilmini bilen biri olarak söyleyeceğim bir şey var. Rakamlar içerisine 7

İlahi olanın sayısıdır, biliyor muydunuz?

O aradaki 7 saniye dahi tesadüf değil! Şükürler olsun.

Ben bu bilgiyi, yani bir şeyi eğer isteyebiliyorsam Tanrı istettiği içindir bilgisini, özellikle bir şeyi

düşünüp ama bana gerçekleşmesi çok zor geldiğinde kendime hatırlatıyorum. Diyorum ki Bahar, sen

bunu istiyorsan bu sana verileceği içindir, sana verilmeyecek olsaydı, isteyemezdin bile. Bu nedenle

Korkma!

Siz de korkmayın.

Bugün istediğiniz ne varsa sizindir, sizin olacaktır. Peki dönelim ilk soruya; ne kadarı benim, ne kadarı

Tanrı’nın?

Yani biz istiyoruz ama olmuyor diyelim. İşte orası bilgelik sınırı sevgili dostlar.

Bilge kişi, isteklerini kişisel çıkarları için değil, toplumun, doğanın ya da bütünün hayrına ister. Bencil

isteklerde bulunmaz. Ve canı gönülden, yürekten ister. Başkasının kötülüğünü, karısını, işini değil,

kendisine ait olanı, kendisine verilecek olanı ister.

Kendinden emin olarak ister. Tanrının vereceğinden emin olarak..

Şayet Tanrı ona istediğini hemen şu anda vermiyorsa, isyan etmez. Çünkü bilir ki, her şeyin bir vakti

vardır.

Bir kabın dolmasının

Bir çiçeğin açmasının,

Bir bebeğin dünyaya gelmesinin, vakti olduğu gibi, isteklerin de olmasının bir vakti vardır.

Bilge insan vakte takılmaz. Şimdi olmayacaksa olmasın, istemem demez. Bilir ki, İlahi düzende her şey

tam da olması gereken zamanda olur.

Ve her nasip vaktini bekler. Bu sebeple yolundan da isteğinden de vazgeçmez ve Tanrıya isyan etmez.

Bilge kişi Tanrıyla bir olduğunun idrakindedir. Tanrıyı kendinden uzakta hayal etmez. Kendinden

ötede bir şey gibi bellemez.

Bilge kişi bilir ki vakit dediğin insan uydurmasıdır. Tanrı katında zaman yoktur, zaman düz bir

düzlemde akmaz. O bir sarmaldır.

Ve nihayet cevaba gelecek olursak ne kadarı Tanrı’nın, ne kadarı benim?

El cevap; sen güzel kardeşim, kendini geliştirmekle, zihnini olumsuzluktan arındırmakla, etrafını

güzelleştirmekle, bilincini yükseltmekle, ilmini artırmakla ve canı gönülden istemekle mükellefsin.

Sen kendi yaşam amacını araştırıp bulmak, kendi potansiyelini öğrenmek ve kendini

gerçekleştirmekle sorumlusun.

Bu yolda, isteklerinin nerede, ne zaman, kim aracılığıyla ve nasıl verileceği ise senin değil Tanrı’nın

bileceği iştir.

Sen tüm bunları yaptıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

Sen yürümeye devam et, yolda ihtiyacın olan ne varsa sana gönderilecektir.

Yeter ki, kalp kırma, ah alma, zarar verme…

Çünkü sevgili dostlar, aslında bizler ne yapıyorsak kendimize yapıyoruz.

Her şey O’ndan gelip bize dönüyor.

Her şey Tanrı’dan, her şey senin için, bütün için.

Hepsi Tanrı’dan, hepsi Tanrı için.

Çünkü senin potansiyelini güzellikle açığa çıkarman, Tanrı’nın isteğidir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

SPORUMUZ TOTO’YA MI KALDI

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.