a
Pratik Santral
Pratik Santral

ŞEHİT

İlk haberi aldığında nasıl yerinden hopladı yüreğin.Bebeğinize hamile sevdiğin.Bir can taşıyacak içinde.Onu çok seveceksin.

İlk haberi aldığında nasıl yerinden hopladı yüreğin.

Bebeğinize hamile sevdiğin.

Bir can taşıyacak içinde.

Onu çok seveceksin.

En güzel besinlerle besleyeceksin.

Hiçbir şeyini eksik etmeyeceksin.

Belki sen az yiyeceksin ama onun karnı doyduğunda senin yüzün gülecek.

Senin yerine de yesin isteyeceksin.

Yesin de büyüsün.

Kocaman olsun benim oğlum.

Sonra ilk adımlarını atacak sana doğru,

Kollarını kocaman açarak bekleyeceksin yürümesini sana doğru,

O yürüdükçe mutlu olacaksın.

Ayakları dik bassın benim oğlumun diyeceksin.

Yürüdü mü dağlar sarsılsın!

İlk okumayı söktüğü günü hatırlayacaksın.

İlk mektup yazdığını,

Seninle birlikte gazete okuduğunu,

Baba “şehit ne demek” diye soracak sana.

Vatan uğruna can veren yiğit demek oğlum diyeceksin.

Ölümsüz kahraman demek!

Ben de şehit olacağım baba diyecek sana,

Bir yumru oturacak boğazına, gururlanacaksın,

Hanım “bu çocuk oldu” diyeceksin.

Bu çocuk oldu.

Baba olarak kendinle gurur duyacaksın,

Bir gün oğlun, ben asker olacağım dediğinde, şaşırmayacaksın.

Bayrağa, toprağa, vatana saygı duyarak yetiştiren sen değil misin ?

Oğlunu binbir dua ile göndereceksin asker ocağına…

Şehit olursa ne yaparım diye düşünmeyeceksin.

Vatana can feda diyeceksin.

Göğsün kabaracak.

Bir yandan da için yanacak.

Binbir duygu aynı anda nasıl yaşanırmış, o an anlayacaksın.

Dünyanın en gururlu babasısın sen artık.

Ve dünyanın en endişeli olanı…

Allah var ya, ayağına taş değmesin düstürüyla yetiştirmedin oğlunu.

Hayatın her halini öğrettin.

Acıyı da gördü, fakirliği de…

Düşmeyi de bildi, kimseden el almadan kalkmayı da…

Bir yandan için yandı,

Ama böylesinin doğru olduğunu bildin hep…

Bu vatanın böyle insanlara ihtiyacı var diye düşündün çünkü hep…

Yiğitlere, cesurlara, cefayı bilenlere ihtiyacı var.

Olgun ruhlara ihtiyacı var,

Olgun olanlara…

Haberleri açmaya korkar oldun,

Haber izlemeye hevessiz…

Nefesin kesildi her şehit haberinde,

Ya senin gözünden sakındığından bir haber ise?

Annesinin gözyaşlarını gördüğünde dayanamadın.

Kendini en yakın odaya attın,

Çaktırmadın kavrulan yüreğini,

Tüm soğukkanlılığınla “benim oğluma bir şey olmaz” dedin.

Daha sevdiğiyle evlenecek, bize torunlar getirecek,

Mürüvvetini göreceğiz hep birlikte…

Torun seveceğiz, torun…

Bir gün, korktuğun gün çaldı kapınızı…

Annesi duyamadan bayıldı.

Karşında oğlun yaşında çocuklar,

Boğazları düğümlenerek anlattılar…

Dünya durdu senin için,

O daha çok gençti diye iç geçirdin.

Konuşmadın hiç.

Hiçbir şey söylemedin.

Sen artık kelimelerin olmadığı bir yerdeydin.

Dünya yıkılsaydı başına,

Taşırdın omuzlarında.

Doğru olmasın istedin,

Nolur bir yanlışlık olsun.

Olmamıştı.

Küçük yaşta and vermiş gibi küçücük yavrun,

Şehit olmuştu.

Şehit.

Şehit.

Kutsal kitapta geçen şehit.

“Onları ölüler saymayınız “

Senin oğlun ölmedi.

Senin oğlun bir başka gün daha göremedi.

Ne kadar yaşadı ki,

Ne kadar kısa yaşadı senin yavrun.

Daha baba olacaktı, damat olacaktı, sevdiği kızı seninle tanıştıracaktı.

Okuyacağım diye aldığı kitapları rafta işte.

Annesinin aldığı kazak şurada,

Şuracıkta evladının kokusu…

Hayallerini yazdığı günlük duruyor odada,

Çekindiği fotoğraflar,

Bak nasıl da gülümsüyorlar!

Senin oğlun şehit oldu.

Gelmeyecek bir daha içerideki odadan sesi,

Anne bu akşam yemekte ne var diye sormayacak.

Bir daha o yatakta uzanmayacak.

Senin oğlun, başka kuzular, uyusunlar diye,

Yatıyor soğuk tabutun içinde.

Başka evlatlar yaşasınlar diye,

Verdi işte ömrünü seve seve…

Senin oğlun yiğit oldu babası,

Senin oğlun büyük adam,

Senin oğlun şehit oldu babası.

Başın sağolsun.

Vatan sağolsun.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

KARANLIK SENİN GÖZÜNDEDİR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.