• CANLI TV İZLE
  • CANLI BORSA
  • Bursa 22° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR
  • İDDAA PROGRAMI

TÜRKLERDE ÖRGÜTLENME YETENEĞİ VE GÜNÜMÜZ KADINININ YERİ

Türklerin yeryüzünde bu denli uzun kalabilme ve diğer toplumlara göre üstünlüklerinden biri de örgütlenme yeteneğidir. Bu örgütlenme yeteneğinin önemli özelliklerinden biri de oğuş (aile) yapısıdır..

Türklerin yeryüzünde bu denli uzun kalabilme ve diğer toplumlara göre üstünlüklerinden biri

de örgütlenme yeteneğidir. Bu örgütlenme yeteneğinin önemli özelliklerinden biri de oğuş

(aile) yapısıdır.

Türklerde oğuş önemli bir kavram, gelenek ve devletin yapıtaşıdır. Oğuşlar arasındaki bağlar

ise diğer boylardan oğuşlarla kurulan doğanlık (akrabalık) getirisiyle güçlenir, boy ve oba

biçiminde büyür.

Yine Türklerde en temel anlamda evin egemeni, kuran, yöneten, düzenleyen; en büyük

anlamda da katunun tuğrası (imzası) olmadan kanunların geçerlilik kazanmaması, kadın –

anne – eş olgusunun erkeğinin yanında/yardımında olarak önde gözükmemesine karşın etkin

bir kadın varlığı olarak karşımıza çıkar.

Günümüze gelindiğinde devlet yönetiminde katun/kadın değerli olsa bile etkin değildir. Oğuş

– boy – oba geçişinde de büyük kentler, geçinme gibi nedenlerle doğanların birlikte

yürüyemeyerek ayrı bölgelerde bulunabilmesi ve yerleşimi oluşabilmektedir. Dolayısıyla

geriye yalnızca evin egemeni kadın kalmaktadır.

Bilindiği gibi günümüz Türk kadınının (sanırım tüm Türk ellerinde) büyük çoğunluğu

“evinin hanımı, çocuklarının anası” arasında sıkışmaktadır.

Bunun en çarpıcı sonuçlarından biri olarak örgütlenmenin günümüz karşılığı olan dernek –

ocak – vakıf türü yapılarda da “kadın kolları” adıyla geçmişimizde olmayan ayrı bir birim

oluşması gibi üzücü/düşündürücü durumları örnek olarak görebiliriz. Bu durumun, dernek –

ocak – vakıf üçlemesinde, sanki bu yerlerin sahibi erkek, kadınlarda “arada” bulunsun

durumunda ortaya çıkan bilinçaltı yaklaşımının irdelemesine girmek dahi istemiyorum.

Buna karşın Türk kadının gelenek – töre – genetik özelliği nedeniyle boş duramadığını

söylemek gerek.

Türk Kadını’nın oturduğu yapı (bina-site vb.) ve yerler (sokak-mahalle) toplumsal

(evli,bekar,çocuklu), siyasal (kimlik, kişilik, görüş) ve maddi (gelir-gider durumu) olarak

kimlerden oluşuyor, kaç kişi, nereli gibi konularda iletişim becerisi sayesinde (günümüzde

gün yapma, oturmaya gitme bg.) edindiği ya da tüm ulusların en ana ekinsel (kültürel)

geleneği olan doğum ve ölüm (doğum öncesi ve sonrası kalıtsal öğretiler ve ölüm sonrası ev,

7’si 40’ı bg.) törelerini yaşatan kalıtçılarımız olması bu örgüt yapımıza en bayağı örneklerdir.

Oğuşun kendi içinde, doğanların birbirleri arasında ve aynı yerde yaşayan toplumun ortak

alanlarında bilgi alış-verişini böylece sağlayabilen Türk Kadını’nın özelliği Türklerdeki

örgütlenme başarısında önemli ve gerekli bir değerdir.

Buradan bakıldığında oturduğumuz yapılarda (bina-site) ve yerlerde (mahalle) yöneticilik

görevleri arasında kadınlarımıza hak ettikleri (pozitif ayrımcılık demiyorum) yerleri en

azından buralarda vererek toplumumuzun ve daha önemlisi ulusal özelliklerimizden biri olan

örgütlenme yeteneğimizin desteklenmesini sağlamak, kadınımızı yeteneği olan bir alanda

değerlendirmek ve yaşadığımız temel bölgemizi (bina-site-mahalle) “kadın eli değmiş”

atasözü gereği daha uzman ellere bırakmak gerek kadınımıza hak ettiği saygınlığı vermek gerekse toplumsal sayrılığımız (hastalığımız) “koltuk sevdası” sorunumuzu törpülemek

adına düşünülmesi için bir öneri olarak sunuyorum.

8 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Hızlı Yorum Yap

8 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
0

VAKA

0

İYİLEŞME

0

ÖLÜM

0

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
41.595.980

VAKA

28.268.643

İYİLEŞME

1.135.880

ÖLÜM

13.327.337

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için  veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Kent16'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Kent16'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.