Yazı Detayı
11 Mayıs 2019 - Cumartesi 15:35
 
3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ KUTLU OLSUN !
KENT16 TÜRK'ÜN SESİ
[email protected]
 
 

Tarihin başlangıcından beri var olan Türk Milleti sayısız zaferler eşsiz başarılarla hem Türk tarihine hem de Dünya tarihine silinmeyecek, yeri doldurulamayacak çiviler çakmıştır. İşte bu çivilerden bir tanesi de Türk Milliyetçilerinin Türk Devleti’nde yargılanması, cezalara çarptırılması, işkencelere uğramasıdır. Olaylar incelendiğinde ‘’ Alınan cezalar, görülen işkenceler mi kutlanıyor’’ diye soru soranlar olacaktır peşinen cevap verelim ; ‘’ Şerefin tavizi olmaz, şerefliler taviz vermez ‘’ sözünün sahibinin ve ağabeyinin dik duruşu ve bu sözün temsiliyeti kutlanmaktadır. Günümüz Türkçülerinin hocası olan Atsız Bey ve Nejdet SANÇAR’ın tarihe geçen savunmaları ve dik duruşlarıyla sonlanan Irkçılık-Turancılık davasının üzerine ilk olarak 3 Mayıs 1945 tarihinde Tophane Askeri Cezaevinde Atsız Bey ve arkadaşları tarafından kutlanmıştır.

Dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu 5 Ağustos 1942’de TBMM’de yaptığı konuşmasında ‘’ Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz ve her vakit bu istikamette çalışacağız. ‘’ demiştir. Bu konuşmanın üzerine Atsız Bey imtiyaz sahibi olduğu Orhun isimli Türkçü Dergide Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na açık mektup yayınlamıştır. Birinci Açık Mektubun girizgahına bakalım ;
‘’ Sayın Başvekil,

Hem Türkçü ,hem de başvekil olduğunuz için size bu açık mektubu yazıyorum. Yalnız başvekil olsaydınız bunları yazmak emeğine katlanmazdım. Çünkü Türkçü olmayan bir başvekile hitap etmenin ne kadar boş olduğunu bilirim. Yalnız bir Türkçü olsaydınız yine yazmaya lüzum görmezdim. Çünkü, faydasız kalacak olduktan sonra, sizden daha eski Türkçülerle yurdun dertlerini her zaman konuşabilirim. Fakat Türkçü olarak idare mekanizmasının başında olduğunuz için sizinle konuşmaktan faydalar doğabileceğine inanıyor onun için size hitap ediyorum.’’

 

Görüldüğü üzere Saraçoğlu’nun Türkçü bir Başbakan olduğunu söylemesi sebebiyle Atsız Bey, Saraçoğlu’na ilk mektubunu yazmıştır. İlk mektuptan sonra bahsettiği konular üzerine bir hareket olmaması yüzünden ikinci açık mektubunu yayınlamıştır. İkinci mektubunda devletimizin kurucusu Başbuğ Atatürk’e dil uzatan, kendisini ve kalemini komünizme ve bu bağlamda Rus güdümüne satan Sabahattin Ali’yi alenen vatan hainliğiyle suçlamıştır. Bu suçlamanın sebebini Atsız Bey’in kaleminden neşredelim ;

’ Sayın Başvekil !

Bizim anayasamıza göre komünizm Türkiye’de yasaktır ve devletimiz milliyetçi bir devlettir. Türk ırkının hususî yapısına, ahlakî ve millî temayüllerine aykırı olan komünizmi Türkiye’ye sokmak isteyenler millet bakımından soysuz ve namert oldukları gibi kanun nazarında da haindirler.’’

‘’  Bugün Maarif Vekâletine bağlı Dil Kurumu azasından ve Ankara’daki Devlet Konservatuarı öğretmenlerinden bir Sabahattin Ali vardır. Hemen hemen bütün kendisini tanıyanların komünistliğini bildiği Sabahattin Ali 1931 yıllarında Konya’da 14 ay hapse mahkûm edilmişti. Sebebi de başta o zamanki Reisicumhur Atatürk olduğu hâlde bütün devlet erkanını ve rejimi tehzil eden manzum bir hezeyanname yazmasıydı. Bazı mısralarını bugünkü bazı mebuslarında bildiği bu hezeyannamenin tamamını Konya’daki adliye arşivinden bulup çıkarmak kabildir.

Sayın Başvekil! Buraya bilmecburiye yazarken büyük ıstırap duyduğum iki mısraında (beni mazur görmenizi rica ederim) bu vatan haini şöyle diyordu:

İsmet girmedi mi hâlâ hapse

Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?

Maarif Vekâletinin sevgili memuru bulunan bir komünistin hapse girmesini temenni ettiği İsmet,pek kolaylıkla anlayacağınız gibi o zaman ki başvekil,şimdiki reisicumhur ve hepsinin üstünde İnönü zaferlerinin Başkomutanı İsmet İnönü olduğu gibi,boynunun vurulmasını istediği Kel Ali de, Ayvalık’ta Yunana ilk kurşunu atan alayın kumandanı Ali Çetinkaya’dır. Bu hezeyanları yazan Sabahattin Ali, bugün kültür işlerinin mühim bir mevkiinde,Maarif Vekili Hasan Ali’nin şahsî sempatisi sayesinde, batırmak istediği Türk milletinin parasıyla rahatça yaşamaktadır.’’

Başbuğ Atatürk’e hakaretten hapis yatan bu esnada Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz şiirini yazan, daha sonrada defalarca muhalif yazılar yazan ve hapis yatan Sabahattin Ali, Bulgaristan sınırından Avrupa’ya kaçmak ve bir süre sonra geri dönerek Komünist bir isyan çıkartmak isteğini dillendirdiği için yol arkadaşı Ali Ertekin tarafından başına sopayla vurularak öldürüldü. Bugün kitapları çokça satan, şiirlerinin bestelenmesiyle aşina bir yazar süsü verilmek istenen Sabahattin Ali’nin vatan hainliğiyle suçlanması şaşırtıcı olmasa gerek.

Dönelim konumuza.. Atsız Bey’in yazdığı açık mektup üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in de teşvikiyle Sabahattin Ali, Atsız Bey’e hakaret davası açtı. Sabahattin Ali- Hüseyin Nihal Atsız davası olarak başlayan dava Irkçılık-Turancılık davasına nasıl dönüştü?

İlk duruşma Ankara Adliyesinde 26 Nisan 1944’te yapıldı. Mahkeme 3 Mayıs 1944’ e ertelendiğinde mahkeme salonu kalabalık fakat salon dışı daha da kalabalıktır. Atsız Bey mahkeme için yaşadığı yer olan İstanbul’dan, Ankara’ya trenle gelir. Ankara garında kendisini bir grup Türk Milliyetçisi sloganlarla karşılayarak mahkemeye kadar eşlik eder. Mahkeme ‘’ Mücerret olarak söylenen vatan haini tabirini hakaret olarak saymaz, sövme olarak kabul eder ve ona göre ceza verir ; o cezada da indirim yapar ve erteler. ‘’

Mahkemeye akın eden binlerce milliyetçi gencin coşkun tavırları, duruşmadan bir gün önce Osman Yüksel Serdengeçti’nin Sabahattin Ali’yi dövmesi sebebiyle mahkemede yoğun güvenlik önlemi alınır. Dava 9 Mayıs’a ertelenir

 Ulus Meydanında toplanan Türk Milliyetçileri de tarihe ‘’ Ankara Nümayişi ‘’ olarak geçecek yürüyüşe başlarlar . Milliyetçi gençler ‘’ Kahrolsun Komünizm ‘’ sloganları ve Milli Marşlarla Ankara’yı inletirler. Bu durumdan rahatsız olan dönemin Reis-i Cumhur’u İnönü’nün talimatıyla başta Atsız olmak üzere, Atsız’la irtibatı olan kişilerin tutuklanması süreci başlar.

H.Nihal Atsız, Nejdet Sançar, Cemal Oğuz Öcal, Osman Yüksel Serdengeçti, Reha Oğuz Türkkan, Cihat Savaş Fer, Zeki Veledi Togan, Dr. Ferit Cansever, Alparslan Türkeş ve sair 23 kişi ‘’ gizli cemiyet kurmak ‘’ , ‘’ Nizam düşmanlığı yapmak’’ , ‘’ hükümeti devirmeye teşebbüs etmek’’ suçlamasıyla mahkemeye çıkartılır.

Davanın savcısı Kazım Alöç, daha ilk duruşmada bu 23 kişiyi hakime ‘’vatan hainleri’’ olarak takdim eder..

Tutuklu yargılanan Türk Milliyetçileri 65 oturum sonunda beraat edeceklerdir fakat tutuklu yargılandıkları esnada tabutluk gibi insanlık ayıbı işkencelere maruz kalmışlardır. Bu işkencelere hiç uğramadan işkence lafını duyanların ‘’ milliyetçi duygulara kapılarak yanlış yaptığını beyan etmeleri ve özür dilemeleri ‘’ olduğu gibi ‘’ şerefin tavizi olmaz, şerefliler taviz vermez ‘’ diyen Atsız’ın tarihe ismini kazıdığı gündür. Hasılı ayrılan yerin belirli bir miktar olması sebebiyle daha da inceleme ve yazma fırsatımız ne yazık ki olmadı. Okurlarımız dava tutanaklarına ulaşabilirler ve kendi araştırmalarını yapabilirler. Son cümlelerimizi toparlamak için kuralım..

‘’ 3 Mayıs Türkçüler günüdür.  Türkçüler günü bir günlük değil, ömürlüktür. ‘’

3 Mayıs ruhu ebediyen yaşasın.  Türkçülerin günü 3 Mayıs Kutlu olsun .

 
Etiketler: 3, MAYIS, TÜRKÇÜLER, GÜNÜ, KUTLU, OLSUN, !, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı