Yazı Detayı
24 Şubat 2019 - Pazar 17:25
 
50. YILINDA MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ
Ahmet Alperen CENGİZ
[email protected]
 
 

Türkeş’in 1944 yılındaki ‘’Türkçülük-Turancılık’’ davasında gördüğü işkence ve zulümler milliyetçilik fikriyatının siyasal noktasındaki hayatının sadece başlangıcıydı. 1960 ihtilalin ‘’Kudretli Albayı’’, Başbakan Menderes’in idamına karşı çıkmasıyla, beraberinde ki arkadaşlarıyla beraber sürgüne tabi tutulmuş, Türkeş Yeni Delhi’ye gönderilmişti. Sürgün dönüşü yazar Nejdet Sancar ‘’Türkçülerin lideri geliyor!’’ diyerek Türkeş’i karşılamış, Alparslan Türkeş, Türk siyasi hayatına adını kalıcı bir şekilde yazdıracak olan politikaya CKMP’ye üye olarak giriş yapıyordu.

Şubat’ın 9’u…

Yıl 1969.

Adana’da toplanan CKMP, tarihi bir kongreye imza atarak adını ‘’Milliyetçi Hareket Partisi’’ olarak değiştiriyor, parti milliyetçi ideolojiyi siyasal düzene sokarak mevcut düzene başkaldırıp doktrinsel bir kurum haline geliyordu.

70’lere geldiğinde ‘’Milli Cephe’’ hükümetinde Alparslan Türkeş Başbakan yardımcılığı görevini üstlenmekle beraber MHP dört bakanlık alarak devlet yönetiminde söz sahibi olmuştu.  

80’ler ise Amerikancıların, Türkiye’nin sosyolojik ve siyasal düzenini bozmak isteyenlerin ‘’Bizim çocuklar’’ dediği şahıslara yaptırdığı darbede ilk hedef olmuş Ülkücü Hareket, taş zindanları Yusuf medresesine çevirmiş, türlü türlü işkencelere maruz kaldığı yetmemiş idamları görmüş ama katiyen devletine küsmemiş, sırtını dönmemiştir. En güzel çocuklarını Cennet’in en güzel katına göndererek acısını içine atmış, kan kusup kızılcık şerbeti içtik diyerek devletine ve o devletin asli sahibi olan milletine bağlılığını göstermiştir.

Türklüğün gurur ve şuurunu, İslam ahlak ve faziletiyle bütünleştirerek, Türk-İslam ülküsünü kendine hedef belirlemiş; soydaşlarının, dindaşlarının ve yeryüzünde ki tüm mazlumların derdiyle dertlenmeyi kendine fikir edinmiştir. Ülkücüler için amaç ilk önce üzülmektir. Çünkü derdiyle dertlenemediğin ideolojinin hiçbir zaman savunucusu olamazsın. Onlar için imkânsız diye bir şey yoktur. Onların düşünce deryası tüm mazlumları kurtararak dünyayı adalet ile yönetmeyi hayal edecek kadar geniş ve saftır. Emperyalist ve kapitalistlerin kirletmeye, lekelemeye ve bitirmeye çalıştığı ama onların tabiri ile ‘’Bu dava okunmuş bir davadır.’’ diyerek yılmadığı bir harekettir.

Tarihin yaprakları 90’lara geldiği vakit Türkiye iyiden iyiye terör olayları ile anılmaya başlamış, Batı’nın piyonu olan bölücü güçler Türk milletinin kardeşliğine ve refahına göz dikmişti. İşte o an gür bir ses milyonların önünde bir televizyon kanalında şunları söylüyordu:

‘’Kan dikmek gerekirse kanda dökeriz, can vermek gerekirse can da veririz’’

İşte o ses, 60 ihtilalinin kudretli albayı, sürgün dönüşünde Türkçülerin lideri, 70’lerde siyasetin beyefendisi, 80’lerde Türk milletini sevmenin bedelini işkence görerek ödeyen adam, 90’larda Türk Dünyası’nın Başbuğu Alparslan Türkeş’e aitti.

4 Nisan 1997 tarihinde Ülkücülerin Başbuğ’u vefat etmiş, Ülkücülerin yetim kaldı denildiği an da bir siyaset beyefendisi, bilgi çağının entelektüel karakteri Devlet Bahçeli siyaset sahnesine çıkmış MHP’nin yeni Genel Başkanı, Ülkücülerinde lideri olmuştu.

1992 yılında daha o dönem MHP Genel Sekreteri iken yüzyıllara mal olmuş bir politika belirten Bahçeli, o gün o kürsüde söylediği sözü tekrar söylüyordu. ‘’2023, lider ülke Türkiye’’ sözü sıradan bir cümle olmaktan çıkış, slogan hiç olmamış partinin ve hareketin temel politikasını belirlemiştir.

1999 hükümetinde iktidar olan Bahçeli özellikle terörist başının idamı konusunda tüm dış müdahalelere rağmen çizgisine uygun hareket etmiştir.

Sistem ne zaman tıkansa, devlet ne zaman çıkmaza düşse, kendisini ve partisini arka plana atarak ‘’Önce ülkem ve milletim demiş.’’ tıkanıklığı çözmek için elinden gelen her şeyi yapmıştır.

15 Temmuz hain işgali girişiminde Türk devletinin ve onun şanlı milletinin canına kast edenlere karşı dimdik durmuş, ülküsünden ve ülkesinden taviz vermemiştir. Siyasi farklılıkları bir kenara koyarak vatan ve millet noktasında durmuş tüm siyasi zümrelere örnek olarak herkesi buluşturmuştur.

Daha sonra sistemin fiilen ve ismen tıkandığını görerek hiç kimsenin beklemediği bir an da sistem değişikliğinin sürecini başlatmış ve bugün siyasi tarih noktasında ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur.

Bugün ise iktisadi ve siyasi yollardan türlü türlü dış müdahalelere maruz bırakılmaya çalışılan devletimize cumhur için ittifak kurmuş ortak noktası sadece vatan ve millet olan bu ittifakın halk nezdindeki karşılığı son seçimlerde saptanmıştır.

Bahçeli için mühim olan şey devlettir, vatandır, bayrak ve ezandır.

İşte yarım asrında Milliyetçi Hareket Partisi’nin en kısa tarihi…

Alnı ak, gönlü temiz.

Kutlu olsun!

 

 

 
Etiketler: 50., YILINDA, MİLLİYETÇİ, HAREKET, PARTİSİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı