Yazı Detayı
13 Şubat 2020 - Perşembe 16:06
 
ALAYIMIZ ALAYLIYIZ !
TUNCAY MERİÇLİ
 
 
Spor Genel Müdürlüğü'ne bağlı 56 federasyonun toplam 325 bin 23 lisanslı aktif sporcusu
bulunuyormuş. 85 milyon nüfusa sahip Türkiye'de, lisanlı faal sporcu sayısı nüfusun binde 4'üne
tekabül ediyormuş. İstanbul, 59 bin 245 kişiyle en çok sporcuya sahip kent olurken, bu ili sırasıyla
Ankara (23 bin 443) ve İzmir (14 bin 99) takip etmiş. Samsun ve Erzurum, sporcu sayısında Bursa,
Antalya, Adana ve Kocaeli gibi daha fazla nüfusa sahip illeri geride bırakma başarısını gösterdi. Kilis ise
sporcu sayısında 452 kişiyle son sırada yer almış. Cinsiyete göre sporcu dağılımında da erkekler,
kadınlara büyük üstünlük kurdu. 223 bin 411 erkek lisanslı faal sporcu bulunurken, bu rakam
kadınlarda 101 bin 612'de kalmış. Nüfusa göre sporcu oranı 509 iken bu oran futbol branşın da
148’dir. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Futbol Federasyonu'na kayıtlı toplam lisanslı sporcu
sayısı 544.572’dir. Futboldan sonra en çok tercih edilen spor ise 38 bin 740 kişiyle tekvando olurken,
bu branşın ardından karate (28 bin 407), yüzme (20 bin 775) ve atletizm (17 bin 772) sıralamış.
Rakamları görünce aklıma geçmişte izlediğim savunma sporları videolarından biri geldi. Çok ilgi mi
çekmişti. Videoda orta yaşlı Yabancı bir Aikido Hocası Türkiye de düzenlediği bir seminerinde Türk
seyircilerinden birini tatamiye davet ediyor. Bizim Türk seyirci Üstünde gömlek, altında kumaş
Pantolon ve beyaz çorapları ile Tatamiye çıkıyor ve Aikido Hocasından gelecek komutu beklemeye
başlıyor. Yabancı Hoca bizim Türk seyirciye tam bir hareket çekecekken bizim ki bir el ense çekiyor
Hocaya. Hoca hop künde de bizim ki üstünde oturuyor. Çok gülmüştüm o sahneye. Adam yıllarını
vermiş bu Spora Hoca olacağım diye, bizim ki doğuştan sporcu. Nasıl olmayalım ki. Çocukken başlıyor
antrenmanlar. Sabah erkenden kalkıyoruz, bir telaşla hazırlan, koşa koşa otobüse yetiş. Otobüste
ayakta durabilmek için demire öyle bir yapışıyorsun ki halter vız gelir. Komşu evini taşır, hadi bir el
atalım. Kaldırımlardaki, yollardaki çukurlara, park eden araçlara adeta slalom yaparak büyümedik mi?
Kışın Buzlu Yollarda düşmemek için hepimiz doğuştan Buz Patenci değil miyiz zaten. Mahallede
teneke kutu ile maç yaparken kavga çıktığında Boks antrenmanı yapmadık mı hiç. Komşu ninenin
eriklerine dalarken köpek kovaladığında rekora koşmadık mı? Biz Askerde VATAN SANA CANIM FEDA
diye bağırırken İtalyan çukurunda mahsur kalmadık mı? Apartman zillerine basıp 100 metre rekoru
kırmadık çocukken? Düğünde halaya kalıp, düğün bitimine kadar soluk soluğa kalmadık mı? Malkoç
oğlundan Osmanlı şamarını, Shogundan Kılıcı, Dövüşmeyi Bruce Lee filmlerinden öğrenmedik mi?
Aslında sporun hepsini yaptık ama hayat telaşından farkına bile varamadık. Tabi arada da Spor
yapmadık değil. Şimdi bunları düşündüğümde aslında hakkımızın yendiğini, Türkiye’deki Sporcu
oranının Bin de 4 değil de 100 olduğunu bir gerçek. Biz Türk halkı aslında o rakamlarda yazdığı gibi
belki Lisanslı değiliz ama hepimiz alaylı sporcuyuz.
 
Etiketler: ALAYIMIZ, ALAYLIYIZ, !, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı