Yazı Detayı
09 Mayıs 2019 - Perşembe 17:08
 
HERŞEY BAŞA MI SARIYOR? OTİZM
EMRE TAŞDÖNDÜREN
[email protected]
 
 

Uzun süredir bağırma davranışı yoktu, şimdi nerden çıktı?

Bir senedir steriotipik el hareketleri yoktu, neden geri geldi?

Çocuğum gerilemeye başladı, sebebi ne olabilir?

Severek yaptıkları bir anda kabusu olmaya başladı, neler oluyor?

Hiçbir şey onu motive etmemeye başladı, neden?

Her şey yolundayken vurma davranışı geri geldi, niye?

Çocuğum OLDUĞUNDAN DAHA FAZLA OTİZMLİ gibi davranıyor, ne yapacağım?

 

Bu tip ve benzeri sorulara, otizmli çocuğa sahip pek çok ebeveyn yanıt aramakta ve çoğu ne yapacağını bilememekte, belki de türlü yanlışlar ile yaşadıkları sorunlara yenilerini eklemekte. Çocukların bu davranışlarının, öncesi ve sonrasının iyi gözlemlenmesi ile farklı farklı nedenler bulunabilmektedir ancak bu yazıda çeşitli ülkelerde forum ve blog yazılarında geçen ve hatta otizmli bireylerin kendi ifadeleriyle anlattığı Türkçe’ye “Otistik Tükenmişlik (Autistic Burnout)” olarak çevirebileceğimiz, henüz çok fazla bilimsel araştırmaya konu olmamış bir varsayım üzerinde duracağız.

 

Otizmli bireylerin yaşadığı bu tükenmişlik, basit bir anlamla yorgunluk olarak ele alınabilir. Yorgunluk bedende hissedileceği gibi zihinde de yaşanabilir. Fiziksel efor gerektiren durumlarda yapabilme gücümüzü vücut enerjimizin belirlemesi gibi sosyal durumlar; otokontrol, akademik performans vb süreçlerde beyin enerjisi etkili olmaktadır. Yorgunluk, yetenek kaybı değil, kişinin nasıl yapılacağını bildiği şeyleri pratiğe dökecek enerjisinin olmamasıdır.

 

Otizmli bireyler kurallara uymak, dürtü ve steriotipik davranışlarını kontrol etmek, sosyal mesajları anlamaya çalışmak gibi çoğumuza oldukça kolay ve basit gelen durumlar için yüksek efor harcamaktadırlar. Uzun süre bu şekilde enerji sarf eden otizmli bireyler yorgun düşerek tükenmişlik diyebileceğimiz bir çöküş yaşar ve bu htiği yorgunluk yaşamlarının bütün bölümlerini etkiler.

 

Otizmli bireylerin beynini oldukça yoran en önemli unsur stres durumlarıdır. Stres elementlerini belirlerken, otizmli olmayanların insanların önemsemeyeceği şeyleri, otizmli insanların stres kaynağı olarak görebileceğini unutmamak gerekir. Yeni bir okula ya da terapiye başlamak, sınıfının yükselmesiyle artan sorumlulukları ya da ödevleri, gürültülü ya da parlak ışıklı ortamlar, rutininde olan bir değişiklik, uzun süre otistik olmayarak geçirmesi beklenen durumlar (örneğin okulda 8 ders boyunca dürtülerine hakim olması) gibi birçok yerden stres gelebilir. Bu tip stres sinyalleri karşısında otizmli bireyin beyni korku hissi sağlayarak strese karşı kaçması ya da baş etmesi yönünde ikileme düşebilir. Bu deneyim otizmli birey için oldukça korkutucu ve yorucudur. Beynin uyaranları işlemlemekte zorlandığı durumlar, yazının başında yer alan soruların nedeni olabilir.

 

Stres zamanlarının ya da uzun enerji sarf ettikleri sürecin ardından, daha önce kolaylıkla yapabildikleri yetilerde dışarıdan bakıldığında motivasyon eksikliği gibi görünen bir azalma olabilir. Bu durum daha önceden yapabildiklerini şuan da yapacak enerjilerinin olmamasından kaynaklanabilir. Örneğin daha önceden kolaylıkla yapabildiği okul yemekhanesinde tepsisine yemek alma görevinin, tükenmişlik yaşadığında tabağı alma, tepsiye koyma, bardağını alma, tepsiye koyma, tepsiyi dengeli bir biçimde taşıma, bütün bunları yaparken çatal, kaşık ve çocuk seslerini arka plana atma gibi pek çok aşaması ezici gelebilir ve tepsisini yere atma gibi davranış probleminin oluşmasına sebep olabilir ya da tamamen yememeyi tercih edebilir. Farkındalık düzeyi yüksek otizmli bireyler için daha önce yaptıkları şeyleri aniden yapamadıklarını fark etmek çok üzücü olabilir ve bu durum yaşadıkları stresin düzeyini daha da artırabilir.

 

Ebeveynler çocuklarının yaşadıkları bu durumu çoğu kez gerileme ya da otizmin derecesinin artması şeklinde yorumlayıp panikleyebilirler. Ancak bu durumun bir yüzücünün yaptığı yarıştan sonra yaşadığı yorgunluktan görüntüde çokta bir farkı yoktur. Nasıl ki yüzücünün tekrar aynı performansı gösterebilmek için yarıştan sonra vücudunu dinlendirmesi önem taşır, otizmli bireyler içinde durum böyledir. Aradaki fark yüzücünün yaşadığı yorgunluk fiziksel verimini etkilemekte, otizmli bireyin yaşadığı yorgunluk zihinsel ve duygusal bir süreç olduğu için tüm yaşam alanında etkisi olmaktadır.

 

Bu tip sorun yaşayan otizmli bireyler için yapılabilecek en iyi şey, mola vermek; ders yükünü ve sorumluluklarını hafifletmek, onu rahatsız eden ortamlardan uzak olmak, davranışlarını kontrol etme beklentisini htiği durumlarda geçirilen zamanı azaltmak olacaktır. Baskı altında kalmayarak rahat htiği ortamlar oluşturmak, duyusal diyet uygulamak; çocuğunuzu duyusal açıdan aşırı uyarıcı durumları engellemek çocuğunuzun yaşadığı bu durumdan kurtulmasında yardımcı olacaktır.

 

Çocuğunuz hazır olmadan, ondan daha fazlasını yapmasını istemeniz, yapabildiği yetiler için beklentiye girmeniz, durumu daha da kötüleştirebilir ve hatta kalıcı hasarlara yol açabilir. Çocuğunuzun yaşadığı bu süreç can sıkıcı olabilir ve kurtulmak zaman ve sabır gerektirebilir. Sizin desteğiniz ve çocuğunuza göre baş etme mekanizmalarıyla eski haline dönecek ve daha iyi hissedecektir.

 
Etiketler: HERŞEY, BAŞA, MI, SARIYOR?, OTİZM,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı