Yazı Detayı
20 Mart 2019 - Çarşamba 16:10
 
KADINLAR VE HEKİMLİK
BURSAHED (Bursa Aile Hekimleri Derneği)
 
 

İnsanlığın toprağa yerleşme ve tarım devrimini gerçekleştirmesi aşamasından itibaren bitkilerle uğraşan, ilaç hazırlayan, hasta bakımı yapan, doğum yaptıran hep kadınlardır. Buna karşın, tıp alanında profesyonel olarak yer almaları çağlar boyunca kısıtlanmıştır. Tıbbın babası kabul edilen Hipokrat’ın okulu kadınlara kapalıdır. Yunan uygarlığının ilk kadın hekimi Agnodice, İskenderiye tıp okulundan hekim olarak yetişmesine rağmen yasalar sadece erkeklere bu hakkı tanıdığından erkek kılığında hekimlik yapar ve bu sebeple yargılanır. Ortaçağ Avrupa’sında geleneksel tedavi yöntemlerini sürdüren kadınlar büyücülükle suçlanır; 12. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar süren cadı avında binlerce kadın kurban edilir. Rönesans’la birlikte Batı’da bilimsel çalışmalar yeniden başlar; modern anatominin temelleri atılır ve 16. yüzyıldan itibaren tıptaki gelişmeler hızlanır.  1849 yılında New York’ta tıp fakültesini bitiren Dr. Elizabeth Blackwell (1821-1910) ilk resmi kadın hekim olarak bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’ndada  cerrahi müdahale yapan kadınlar minyatürlerle resmedilmiştir. Osmanlı sarayında ücretle çalışan kadın hekimler olduğu bilinmektedir.   Osmanlı Devletinde kadınlara ücretli çalışma hayatı kapalı tutulmuştur.  Tüm güçlüklere rağmen kadınlar, perde arkasından erkek hocalardan ders almaya başlamışlardır. Ebelik eğitimi kadının sosyal hayatın içine girmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Yaşamın içinde daha çok yer edinen kadınlar, 1897 yılında işçi statüsünde, 1913 yılında da memur statüsünde iş hayatının içine girmişlerdir. 1914 yılında ise bazı alanlarda yüksek tahsil şansı elde etmişlerdir. Balkan Savaşı sırasında, kadın hastabakıcı gereksinimini sonrasında,  Türk kadını hastanelerde, savaş meydanlarında hasta bakmaya başlamıştır. Halide Edip Adıvar, Hilal-i Ahmer Hastanelerinde çalışan Türk kadınlarının başını çekmiştir. Kadınların tıbbiyeye girmeleri de Cumhuriyet sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. İstanbul Üniversitesi Rektörü ve İstanbul’un ünlü kadın doğum uzmanı Besim Ömer Paşa’nın kararlılığıyla Haydarpaşa Tıbbiyesi’ne 7 kız öğrenci kayıt edilmiştir. İlk kez Müfide Kazım (Küley), Sabiha Süleyman (Sayın), Suat Rasim (Giz) ve İffet Naim (Onur) isimli kız öğrenciler, 5 Ekim 1922 tarihinde derse girerek yeni bir dönemi başlatmışlardır. İlk kez de 1927 yılında 6 kız öğrenci Tıp Fakültesini bitirmiş, 15 Ekim 1928 tarihinde de diplomalarını almıştır. Artık kadınlar hekimdir. Kasım 1927 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde ilk kadın hekimlerle yapılan röportaj yayımlanmıştır. Yazıda “bu sene Tıp Fakültesinde tahsillerini tamamlayarak staja başlayan 6 kadın doktorumuza erkekler gibi Anadolu’nun her yerinde nasıl yaşayacaksınız “ diye sorduk. Onlar da “aslında doktorluk mesleği rahat yaşamak için değildir. Anadolu’ya hizmet kararımızı maddi düşüncelerle değil, insana hizmet amacıyla vereceğiz” dediler diye yazmaktadır. İlk kadın hekimlerimiz uzman olmak için de çok çaba saffetmişler ve Çocuk Hastalıkları, Patoloji ve Çocuk Cerrahisi ile Ortopedi uzmanlığı alanlarının ilklerini oluşturmuşlardır. Bu sıkıntılı sürecin ardından akademik hayatta da yer alan kadın hekimler öğretim üyesi, dekan, rektör, milletvekili ve sağlık bakanı (1971)  olmuşlardır. 

Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.

Mustafa Kemal Atatürk

 
Etiketler: KADINLAR, VE, HEKİMLİK,
Yorumlar
Haber Yazılımı