Yazı Detayı
13 Şubat 2019 - Çarşamba 13:14
 
MEZARSIZ KAHRAMANLAR ''YÜCELCİLER''
Erdoğan Doğu
[email protected]
 
 

 

“Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri için gerekirse kanımın son damlasına kadar çarpışıp canımı vereceğim.”

 

Evet, yukarıda okuduğunuz metin; Bayrak, Kuran ve silah üzerine el basarak YÜCEL Teşkilatı’na girmek isteyenlerin okuduğu yemin metnidir.

Özellikle, Balkan Savaşı sonrasında öksüz kalmıştır Balkan Türkleri…

Ama hep anavatanın yanında durmuş, Türkçülük ruhunu kaybetmemiştir.

 

Yücel Teşkilatı, Yücelciler…

 

1912’den sonrası, Balkanlar’da yaşayan Türkler için zor yıllardır. Makedonya’da da aynı sıkıntılı dönemler yaşanmaktaydı. Bu sıkıntıları gören ve milli değerlerini korumak ve yaşatmak isteyen bölgede ki aydınlar bir teşkilatlanma içerisine girmişlerdi.

Ve 1941 yılında Makedonya’da Yücel Teşkilatı adı altında bir aydın hareketi doğar.

 

İlk Türk okulu olan, Tefeyyüz’ ün açılması,

İlk Türkçe gazete olan, Birlik’in çıkartılması.

İlk Türk radyosunun kurulması,

Önemli edebi eserlerin yeni harfler ile bastırılması gibi birçok faaliyette bulunmuşlardır.

 

Yücelciler’in 1948 yılında yargılanmaları başlar. 27 Şubat 1948’de Şuayb Aziz, Ali Abdurrahman, Nazmi Ömer Yakup ve Adem Ali kurşuna dizilerek idama mahkum edilirler. Ardından; birçok teşkilat üyesi müebbet, 20’şer yıl ve 10’ar yıl gibi süreler ile hapis cezalarına çarptırılır.

 

Gizlice, bir çikolata kağıdına yazılmış sevgiliye mektup… Teşkilatın kurucusu olan Şuayb Aziz’in eşi Nigar Hanım’a bir çikolata kağıdına yazdığı not;

“Sevgili hayat arkadaşım Nigar, evlatlarım Ülker, Turan, Erktan ve küçük yavrucuğum, artık sizden ayrılıyorum. Size doyamadım. Kader böyle yazmış yazımı. Nigar, evlatlarıma güvenesin, iki gözün gibi bakasın. Çocuklarımı her vakit benim için öpesin, koklayasın. Onları okutmaya çalış. O evde yaşatma, başka bir binada yaşatmaya çalış. Bu günden sonra o yavruların babaları yok, yalnız anaları vardır. Ona güvensinler. Hakkınızı helal ediniz, helal ediniz. Milletimin kurbanıyım.”

Nereye Gömüldü bilmiyorum! Nazmi Ömer’in Eşi Hacer Yücel’in O güne dair söyledikleri;

“O, bir taraftaydı. Teller aşırı duruyoruz. İçeri alındıktan sonra sadece o an gördüm. Hepimiz ağlıyoruz. Kızımı göremiyor ki, yüzünü, gözünü. Elinde bir mendil vardı, onu verdi ona. ‘’Ağlamayın! Neden ağlıyorsunuz öyle? Ben gidiyorum ama sizi arkamdaki (Türkiye”yi kastederek) milyonlarca kız kardeş ve kardeşe emanet ediyorum. Yaşasın Atatürk Türkiyesi, yaşasın Türkiye.’’ dedi. Derken hemen kolundan tutup götürdüler. Bir daha da göremedim. Mezarını da görmedim.

İdam sonrasında Nazmi Ömer’in yatağının altından çıkan not; “Eşim Hacer ve Kızım Ayla‟ya iyi bakın.” (Ağanoğlu, 2012: 44)

Birbirinden acıklı hikayeler ile doludur Balkanlar… Türkiye sevdası ile doludur…

Teşkilatın kuruluş aşamasında Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden yardım istenir ve İsmet İnönü, Misak-ı Milli sınırları dışında kalan Türklere yardım edemeyeceğini beyan eder. Tüm bunlara rağmen Balkanlar Türk olmaktan vazgeçmez. Batı Trakya Türk Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasından itibaren Üsküp’te Şuayb Aziz’ler, Gümülcine’de Sadık Ahmet’ler, Kırcaali’de Nuri Turgut Adalı’lar eksik olmaz bu topraklardan…

Gelinen noktada; Üsküp sokaklarında Yücelciler’i sorduğunuzda, size kim olduklarına dair cevap veremez durumda gençlerimiz! Bebek Türkan’ı bilmeyen ama şarkıcı Aziz’i bilen bir nesil yetişmekte…

Biz ise hala uzun vadeli bir Balkan politikasına sahip değiliz. Hala öksüz bir yanımız!

Katledilişlerinin yıldönümleri yaklaşırken selam olsun Yücelcilere…

 

*** Nazmi Ömer’in O küçük kızı Ayla, henüz üç aylıktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: MEZARSIZ, KAHRAMANLAR, ''YÜCELCİLER'',
Yorumlar
Haber Yazılımı