Yazı Detayı
11 Mayıs 2019 - Cumartesi 15:36
 
YABANCIYA HAYRANLIK
KENT16 TÜRK'ÜN SESİ
[email protected]
 
 

Çağımızın en önemli hastalıklarından olan ‘’ yabancıya hayranlık’’ son on senedir iyice artış gösterdi ve bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Yabancı dizi ve filmler sayesinde sempatik gösterilen , Marshall kanunu gibi kanun, teklif ve anlaşmalarla ülkemize diretilen veya dönemin hükümetleri tarafından kabul görülen, talep edilen, giyim, kuşam, tarz gibi terimlerle özenilen Avrupai olma çabasında olan gençler ve bu gençleri yetiştiren hatta buna teşvik eden aileler gelecekte yaşanması kuvvetle muhtemel olan Milletimizi güç duruma düşürecek kara geleceği görememekte.

Nedir bu kara gelecek? Yabancıya özenmenin nesi kötü? Bizim Avrupalılardan ne eksiğimiz var ?

Bu sorulara teker teker net cevaplar verelim.

Bizim Avrupalılardan eksiğimiz yok fazlamız var!

Özenmek kötü çünkü sonunda onlar gibi olmak var!

Milletler arası etkileşim tarih boyunca süregelmiş bir gerçekliktir. Alışverişlerde, savaşlarda, sınır komşusu olunduğunda milletler din ve dil kaynaşmasına girmektedir. Fakat bir Milletin diğer Milletin esaretine girişine ortam hazırlayan ve olanak sağlayan temel taşları hiç şüphesiz asimile oluşudur.

‘’ Bir milleti yok etmek için askeri istilaya lüzum yoktur ; tarihini unutturmak , dilini bozmak , dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini, ahlakını yozlaştırmak kafidir. ‘’ demiş Peyami Safa.

Teknolojinin de ilerlemesiyle geldiğimiz durumda görüyoruz ki özellikle genç nesil ‘’fenomen (!) ‘’ olabilmek için nasıl gülünç durumlara düşüyor. Hiçbir kutsalın ehemmiyeti kalmamış durumda. ‘’ Ben tanınayım da nasıl tanınırsam tanınayım ‘’ tavrıyla yaptıkları hareketler maalesef sadece kendilerini değil daha doğmamış çocuklarımızın güvenliğini tehdit altına sokuyor.

Tarih boyunca birçok sefer haçlı ruhuyla toplanan ve üzerimize gelen onlarca orduyu parlak zaferlerle mağlup ettiğimiz tarihi gerçekliktir. Görüyoruz ki her zafer sonrası susmuş, pısmış gibi gözüken düşmanlar türlü fitnelerle, oyunlarla hain emellerinden vazgeçmemektedir. Askeri güçle zapt edemedikleri ve asla edemeyecekleri aziz vatan topraklarına yeni nesil oyuncaklarıyla saldırmaktalar. Nedir bu yeni nesil oyuncaklar? Ahlaktan uzaklaştırma, aile yapısını bozma, karakteri zayıflatma, biz değil ben odaklı düşünme, popüler olma isteği başlıca tuzaklarındandır.

Örf, adet, gelenek, görenek gibi kuramlardan uzak, bu kuramları tanımayan, bencil kimseler yetişmekte.

18.Yüzyılda Avrupa’da Turqueri  akımı yaklaşık 1 yüzyıl sürmüş ve Avrupalılar arasında Türk gibi güçlü , Türk gibi kuvvetli gibi terimler türemiş, Fransa başta olmak üzere Türk kıyafetleri, içecekleri , yemeklerini ülkelerinde sergilemekten ve bununla övünerek hava atmaktan geri kalmamıştı. Bundan 2 -3 yüzyıl önce kendisine özenilen bir millet nasıl oldu da onlar gibi olma isteğine büründü. İşte az evvelde bahsettiğimiz Avrupalının askeri başarıyla elde edemedikleri girişimleri, türlü fitne ve oyunlarla elde etmeye çalışmaları neticesinde geldiğimiz durum ortada.

Bugün televizyonlarda izletilen diziler, filmler ve hatta çizgi filimler, sosyal medyada denk geldiğimiz akım adı verilen uydurma senaryolar ile Türk örf, kültür ve ananelerine aykırı tutum ve davranış sergilenerek adeta kültürel bir emparyalizm uygulanmaktadır. Gençlerimiz daha orta okul çağlarından okul hayatlarını onlar gibi yaşamak isteyerek, büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi göstermeleri gerektiği mecburiyetini unutmuşlardır. Ahlak düzeylerinin alenen ayaklar altına alındığı sanki normal bir şeymiş gibi gösterildiği ve servis edildiği popüler diziler ne yazık ki toplumun temel taşı olan aile kuramını bozucu işlev görevi görmektedir. Bundan dolayı son on yılda toplumun temel taşı olan aile kavramı yok hükmünde gözükmüş, kutsal evlilik müessesi darbe almış, erken boşanma ve ayrılıklar artmıştır. Ne yazık ki dizi, filmlerde kahramanca ve sempatik bir karakter gibi gösterilen kötü karakterler ailenin asi çocukları, namus düşmanları olmasına rağmen gençler tarafından rol-model edinilmektedir.

Peki düzelme nasıl olacaktır?

Cengiz Han’ın dediği gibi ‘’ Bir mıh bir nalı kurtarır, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır.’’ İşte toplumun en küçük yapı taşı olan aile kurtulursa ülke kurtulacaktır.

Gelecek nesilleri yetiştirmek bizlerin ellerinde. Günümüz teknolojisinin ilerlemesiyle elbette ki çağa ayak uydurmak zorundayız. Fakat çağa ayak uydurmaya başladığımızda Türk örf , adet, geleneklerini bir kenara atmadan özümü, benliğimizi unutmadan geleceğe yürümeliyiz. Aksi taktirde yalnız iyi giyinmesini, dans etmesini, eğlenmesini bilen gençler yetişecek ve bunların yetiştirdiği nesiller tarih sahnesi içerisinde kaybolmamızı sağlayacaktır.

Bedelli askerlik örneğiyle pekiştirelim. Askerliğin bedelini kahraman atalarımız ve kahraman askerlerimiz kanları, canlarıyla ödemiş, ödemektedirler. Para, pul gibi hiçbir madde askerlik sanatının bedelini karşılayamaz. Özellikle yeni nesil atalarının kemiklerini sızlatmak pahasına banka kuyruğunda askerlik yapmaya çalışmakta. Bulunduğumuz coğrafyada tarih boyunca hiçbir zaman yarının garantisi olmadığını göz önüne alır ve buradan bir sonuç çıkartacak olursak  ordu-millet özelliğiyle tarihin akışına yön vermiş kahraman atalarımızın torunları, vatan savunmasını parayla kurtarmaya çalışanlar yüzünden her bir karış toprağı aziz şehitlerimizin kanıyla sulanmış aziz vatan toprağını kaybettireceklerdir.

Bu gençleri yetiştirenler ve bu gençlerin yetiştireceği yarınlar bizi karanlığa götürmektedir. Yazımızı Türk milleti için yaşamış, yazar, şair ,düşünür, öğretmen, Türkolog gibi unvanları da olan Büyük Türkçü H.Nihal ATSIZ beğin şu sözüyle bitirelim ;

Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve aşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur. Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lazımdır. / Nihal Atsız

 
 
Etiketler: YABANCIYA, HAYRANLIK,
Yorumlar
Haber Yazılımı