Yazı Detayı
27 Haziran 2019 - Perşembe 16:39
 
YORGUNLUK
KENT16 TÜRK'ÜN SESİ
[email protected]
 
 
Kişioğlu zaman zaman yorgunluk hissine kapılmaya meyillidir. Yorgunluk maddi ve manevi olarak iki durumda da değerlendirilmektedir. Nasıl ki bir süre yürüyüş yapan yahut spor yapan kişi bedenen yoruluyorsa yaşadığı ve karşılaştığı durumlarla incinen, strese giren kişilerde manevi olarak yorulmaktadır. Günümüzde yaşam standartları, karşılaşılan olaylar ve durumlarla malesef yorgunluk oranı artmış bireyler direncini kaybetmiş ve sık sık yoruldum cümlesini kullanmaya başlamıştır.
Bu yazımızda manevi yorgunluk üzerinde durmaya çalışacağız. Geçtiğimiz yazımızda bulunduğumuz coğrafyada savaşmanın kaderimiz olduğu üzerinde durmuştuk. Bu savaşın hem maddi hem manevi hazırlıkla olması gerektiğini yazmıştık. Bu yazımızı da destekçi nitelikte olması adına ‘’yorgunluk’’ başlığı altında kaleme alıyoruz.
Yaşam standartları kişiden kişiye değişmekle birlikte biz toplumun en temel yapı taşı aileyi ele alacağız. Ekonomik durumu asgari ve normal olan ailelerin daha çok dillendirdiği yorulduk kelimesi maddi durumla alakalı. Maddi durumu kritik, borçlu veya zor geçimde olan kişiler hayattan tat alamamakta ve geleceğe dair karamsar bakmaktadır. Bu ailelerde yetişen çocuklar travmalarla büyümekte ve tabiri caizse günü kurtarma ve günlük yaşamaktadırlar. Gelecek kaygısını tetikleyen bu durum ciddi travmalara yol açmakta stress insanı manevi olarak kemirmektedir.
Bu durumdan kurtuluşun azimle ve inançla olacağını düşünmekteyiz. İnanarak çalışır ve azmederse kişi bulunduğu şartları daha da iyileştirebilir. Bu sadece maddi kazanç değildir. Kişi zevk aldığı durumlara çok paralar harcamadan da ulaşabilir. Önemli olan yanında bulunan çevresi ve bu çevrenin sağlam olmasıdır. Malesef günümüzde ki ilişkilerde çıkara dayalı durumdadır. Güçlü, varlıklı insanların çevreleri asalaklarla, gücünü kullanmak isteyen zavallılarla çevrili olmasının sebebi çıkar ilişkisidir. Fakat kişi gücünü ve varlığını kaybettiğinde yanında kalan insanlar gerçek dostlardır ki işte huzurun kaynağıda o zaman aşikar olmaktadır.
Bunlar herkesin malumu olan konular olmakla birlikte bu yorgunluğun gidişatını her kişi kendisi bulmalıdır. Anahtar sizsiniz ve kapıları açmak zorunda olan da sizlersiniz.
Bu topraklarda yaşayan ve vatanını, milletini seven kardeşlerim! Bizlerin yorulmak gibi bir hakkı yoktur! Neden sorusuna hızlıca cevap verelim.
Çünkü; ‘’Bizler borçluyuz’’ Kutsal vatan topraklarını vatan yapmak için mücadele eden şehitlerimize, gazilerimize borçluyuz. Tüyü bitmemiş yetimlere borçuyuz, şu anda bizleri korumak için sınır bekleyen mücadele eden askerimize, polisimize borçluyuz, yine şu anda geleceğimiz için temeller atmaya çalışan öğretmenlerimize emeklerinden dolayı borçluyuz, gelecekte bu topraklarda sağlıkla, huzurla, güvenle ve refahla yaşamaları için neslimize olan sorumluluğumuzdan dolayı onlara da borçluyuz. Biz borçluyuz kardeşim! Borcumuzu da ödemek zorundayız. En yaşlımızdan en küçüğümüze kadar hepimiziz kabiliyetimiz ve enerjimiz doğrultusunda bu borcu ödemek için çalışmalıyız.
Dünümüzü ve bugünümüzü kıyasladığımızda geleceğe dair umutsuzluk ve endişe yüreklerimizde beliriyorsa bu borcu ödemek için daha çok çalışmak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.
Bu yüzdendir ki bizlerin yorulma gibi bir hakkı yoktur, olmayacaktır. Bu yorgunluktan çıkmanın bizce parolası da yukarıda belirttiğimiz unsurların akla ve gönle yerleşmesidir. Bu bilinci kabul ettikten sonra ‘’evet biz borçluyuz, bunlara bunlara olan sorumluluklarımız ve borçlarımızı ödemek için çalışmalı asla yoruldum dememeliyiz. Ve mutlak son yaklaştığında son nefes gelmeden önce anılarımıza doğru yelken açtığımızda ‘’ evet biz borçlu olduğumuzu kabul ettik ve ödemek içinde elimizden gelen gayreti gösterdik. Bu kadarını başardık şimdi gitme vakti. Fakat nasıl ki biz bizden öncekilerin yerini doldurmaya çalıştık ve sancağı devraldıysak şimdide o şerefli sancağı yetiştirdiğimiz yada yetiştirmeye çalıştığımız geleceğimize teslim etmek üzereyiz. Bu bilinçle gitmeyede hazırız. Balık bilmedi ama halık bildi. Buna şükür diyerek göz kapatmak ne denli huzurlu olacaktır bir düşününüz.  
Bu bilinçle yaşamış devraldığı şerefle sancağı dünden bugüne taşımış ve şerefiyle devretmiş şerefli insanlara bin selam olsun!
Bu bilinçle yaşamayı kendine düstur edinmiş devraldığı sancağı şerefle devretmeyi de bu kutlu insanlara Tanrı nasip etsin!
Bu hafta ki yazımızı sayın Caner Kara’nın çok sevdiğimiz bir şiirini sizlere de ışık olmasını dileyerek sonlandırıyoruz. Esen Kalın
Kurtulunca millet yastan,
O gün çile olur destan,
Kırk yılda bir eşten, dosttan,
Sorulursun ama olur!
Her iş olur azmerdersen,
Dik ölürsün, dik gidersen,
Evet, sonunda belki sen
Yok olursun ama olur!
Pes eden yaşayan leştir,
Yenilmek ölüme eştir,
Kızıl Elma bir güneştir
Kavrulursun ama olur!
 
Etiketler: YORGUNLUK,
Yorumlar
Haber Yazılımı