Yıllık izinlerde rıza şartı: Yargıtay'dan önemli karar
Yargıtay, yıllık izinlerin kısa parçalara bölünmesi durumunda işçinin rızasının belirleyici olduğunu açıkladı. Bu karar, iş sözleşmesinin feshinde önemli bir etki yaratıyor.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık izinlerin 10 günden kısa parçalara bölünmesi durumunda işçinin rızasının belirleyici olduğunu vurguladı. Bu karar, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshinde önemli bir etki yaratıyor.
Yargıtay, işçinin yıllık izin taleplerinin işveren tarafından engellenmesi durumunda ise farklı bir durumun söz konusu olabileceğine dikkat çekti. Yıllık izinlerin hangi koşullarda bölünebileceği ve kısa süreli izin kullanımının kıdem tazminatına etkisi değerlendirildi. Kararın ardından işverenlerin izin süreçlerini kayıt altına almasının önemi bir kez daha ortaya çıktı.
Karara konu olan olayda, bir gümrük müşavir yardımcısı, yıllık izin taleplerinin iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini ve bir seferde en fazla 6 gün izin kullanabildiğini ileri sürdü. İşçi, kullanılmayan izinleri nedeniyle 68 günlük yıllık izin ücreti alacağı bulunduğunu savunarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirtti. İlk derece mahkemesi, işçinin yıllık izinlerinin gerektiği şekilde kullandırılmadığı sonucuna ulaşarak kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı taleplerini kabul etti.
Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde buldu. Bunun üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenlemeye dikkat çekti. Daire, yıllık ücretli iznin kural olarak işveren tarafından bölünemeyeceğini, tarafların anlaşması halinde ise izin parçalarından birinin 10 günden az olmaması gerektiğini hatırlattı. Somut olayda kullanılan kısa süreli izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla bölündüğünün anlaşıldığı belirtildi.
Yargıtay ayrıca, işverenin uzun süre b ca hiç izin kullandırmadığının veya işçinin talep ettiği izni herhangi bir gerekçe göstermeden reddettiğinin de ispatlanamadığına işaret etti. Bu değerlendirmelerin ardından Daire, işçinin yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığı sonucuna vardı ve kıdem tazminatı yönünden verilen kararın bozulmasına hükmetti.
Kararın en dikkat çekici noktası, 10 günden kısa kullanılan her yıllık iznin otomatik olarak hukuka uygun kabul edilmemesi. Yargıtay, işçinin talebi ve rızasının belirleyici unsur olduğunu vurguladı. İşçi kendi isteğiyle yıllık iznini kısa bölümlere ayırarak kullanmışsa, bu durum tek başına haklı fesih gerekçesi oluşturmuyor. İşverenin işçiye yıllık iznini zorunlu olarak kısa parçalara böldüğü durumlarda, uzun süre izin kullandırmadığı veya talep edilen izni haksız biçimde engellediği somut delillerle ortaya konulursa durum değişiyor.






