Gelecek Partisi kararını açıkladı: Siyasi faaliyetler sona erdi
Gelecek Partisi, mevcut siyasi iklimden uzaklaşarak, siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldı. Bu, ahlaki bir mesafe koyma ve Türkiye için yeni bir düşünce sürecini başlatma amacı taşıyor.
Parti tarafından yayımlanan “Yarının Türkiye’si İçin” başlıklı uzun değerlendirmede, kararın gerekçeleri Türkiye’deki siyasi sistem, hukuk düzeni, ekonomik yapı, toplumsal kutuplaşma ve siyaset kurumundaki ahlak sorunları üzerinden anlatıldı. Metinde, mevcut siyasi mekanizmaların kendisini düzeltme kapasitesinin büyük ölçüde tükendiği savunularak, Türkiye’nin kapsamlı bir “ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimine” ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
GELECEK PARTİSİ SİYASİ FAALİYETLERİNİ SONLANDIRIYOR Deklarasyonun en kritik bölümü son bölümde yer aldı. Partinin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan isimlerle yapılan istişarelerin ardından alınan karar şöyle duyuruldu: “Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.” Parti, kararın siyasi mücadeleden tamamen çekilmek anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. “BU BİR TESLİMİYET KARARI DEĞİLDİR” Açıklamada karar dört ayrı ifadeyle tanımlandı: “Bu, bir teslimiyet kararı değildir.” “Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır.” “Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır.” “Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır.” Gelecek Partisi, bundan sonraki faaliyetlerini parti tüzel kişiliği üzerinden değil; düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma gibi alanlarda sürdürme mesajı verdi.
2028 İÇİN İKİ “KARANLIK SENARYO” UYARISI Açıklamanın önemli bölümlerinden birinde 2028 seçimleri için iki temel risk sıralandı. Bunlardan ilkinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı, denge ve denetim mekanizmalarının zayıflamasının sonucunda Türkiye’de kalıcı bir otoriter yapının ortaya çıkması olduğu savunuldu. Gelecek Partisi, bu meselenin herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsız bir sistem sorunu olduğunu belirterek Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti.
İkinci risk olarak ise mevcut yönetime karşı biriken toplumsal tepkinin “rövanşist bir karşı iktidara” dönüşmesi gösterildi. Metinde, ekonomik sorunlar ve adalete güven kaybı nedeniyle biriken tepkinin demokratik yenilenmenin yanı sıra sert bir hesaplaşmayı da beraberinde getirebileceği uyarısı yapıldı. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI RÖVANŞ DEĞİL ADALET” Gelecek Partisi, iktidar değişikliğinin tek başına Türkiye’nin sorunlarını çözemeyeceği görüşünü savundu.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Biz, bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle; bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz.” Ardından partinin yeni döneme ilişkin temel yaklaşımı şu cümleyle özetlendi: “Türkiye’nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştır.” MİLLETVEKİLİ VE BELEDİYE BAŞKANI TRANSFERLERİNE SERT ELEŞTİRİ Deklarasyonda Türkiye’deki siyasi ahlak tartışmalarına geniş yer ayrıldı.
Merkezi ve yerel yönetimlere yönelik yolsuzluk iddialarının sorunun tek bir siyasi kimlikle sınırlı olmadığını gösterdiği savunulurken, özellikle milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının normalleşmesine tepki gösterildi. Parti, bu uygulamaların halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştırdığını ve “demokrasi ahlakına ve milli irade kavramına büyük bir darbe” vurduğunu belirtti. Siyasetin kamu hizmeti ve toplumsal sorumluluk alanı olmaktan çıkıp kişisel kariyer ve makam hesaplarının alanına dönüşmesinin nitelikli insanları siyasetten uzaklaştırdığı da savunuldu. “SİYASET KİRLENİYOR” Açıklamada Türkiye’de siyaset kurumunun tarihinin en ciddi itibar kayıplarından birini yaşadığı değerlendirmesi yapıldı.
Yolsuzluk, kayırmacılık, hesap vermezlik, insan hakları ihlalleri, yargıya siyasi müdahale algısı ve liyakat sorunlarının hem devlet kurumlarına hem de toplumun siyasete duyduğu güvene zarar verdiği belirtildi. Parti, ortaya çıkan tabloyu, “Siyaset kirlenmekte, ahlaklı insanların siyasette kalmasının maliyeti her geçen gün artmakta ve milletimizin geleceğe ilişkin karamsarlığı derinleşmektedir.” sözleriyle değerlendirdi. AK PARTİ DÖNEMİNE DE ATIF YAPILDI Gelecek Partisi’nin kuruluşuna giden sürecin de anlatıldığı açıklamada, parti kadrolarının AK Parti’de görev yaptıkları dönem dahil olmak üzere siyasi pusulalarının “ahlak, liyakat ve dürüstlük” olduğu belirtildi.
Eski partilerindeki çabaların sonuç vermemesi üzerine muhafazakâr siyasi geleneğin “yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla” anılmasının önüne geçmek amacıyla demokrat muhafazakâr bir alternatif oluşturmak için harekete geçildiği kaydedildi. Bu süreç sonunda 12 Aralık 2019’da Gelecek Partisi’nin kurulduğu hatırlatıldı. “BASKILARLA VE MEDYA AMBARGOSUYLA KARŞILAŞTIK” Partinin kuruluşundan sonraki döneme ilişkin değerlendirmelerde ise siyasi baskı, medya ambargosu ve kamuoyu algısını yönlendirmeye yönelik girişimlerle mücadele edildiği ileri sürüldü.
İl binalarının mühürlendiği, teşkilat üyeleri ile yakınlarının işlerini kaybettiği, kurucu isimlerin ve evlerinin saldırılara maruz kaldığı iddia edildi. Buna rağmen gölge kabine oluşturulduğu, farklı politika alanlarında eylem planları hazırlandığı ve ülke genelinde teşkilatlanmaya gidildiği belirtildi. SAADET VE YENİ YOL SÜRECİNİ ANLATTI Deklarasyonda muhalefetteki ittifak ve birleşme girişimlerine ilişkin ayrıntılara da yer verildi.
2021’de üç muhafazakâr partinin ortak bir ittifak kurması için çalışıldığı ancak bunun sonuçsuz kaldığı belirtildi. 2023 seçimlerinden sonra ise alternatif muhafazakâr siyasetin TBMM’de grup olarak temsil edilmesi amacıyla parti ismi dahil fedakârlık yapıldığı; önce Saadet Partisi, ardından Yeni Yol Partisi çatısı altında Meclis Grubu oluşturulduğu hatırlatıldı. Bu grubun zamanla tek partiye dönüşmesi ya da diğer muhafazakâr partileri kapsayacak organik bir ittifak oluşturması için yürütülen girişimlerin de sonuç vermediği açıklandı. “HİÇBİR MAKAM TALEP ETMEDİK” Gelecek Partisi açıklamasında parti yönetiminin bugüne kadarki siyasi tu yla ilgili de dikkat çekici ifadeler kullanıldı: “Hiçbir makam talep etmedik.” “Hiçbir şahsi pazarlığa girmedik.” “Herkesin peşinden koştuğu mevkileri arkamızda bıraktık; fakat arkamızda kul hakkı ve kamu hakkı bırakmadık.” Parti, siyasi çizgisini “olduğumuz gibi görünmekten, göründüğümüz gibi olmaktan vazgeçmedik” sözleriyle tarif etti.
MUHAFAZAKÂRLARA, MİLLİYETÇİLERE VE ÇAĞDAŞLAŞMACILARA ÇAĞRI Metinde Türkiye’nin siyasi düşünce tarihinde etkili üç ana akım olan muhafazakârlık, milliyetçilik ve çağdaşlaşma düşüncesinin ciddi bir varoluş sınamasıyla karşı karşıya olduğu savunuldu. Muhafazakârlara “ahlaki özü”, milliyetçilere “eşit vatandaşlığı”, çağdaşlaşma düşüncesini savunanlara ise “evrensel değerleri milli değerlerle buluşturmayı” merkeze alma çağrısı yapıldı.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi: “Dünün tarih yorumları üzerinden sürdürülen kavgalarla; bugünün güç ve çıkar mücadelelerinin ürettiği kutuplaşmalarla; kişilere bağlı, kurumsallıktan uzak ve ahlaki ilkelerden yoksun siyaset anlayışıyla Yarının Türkiye’si kurulamaz.” YAPAY ZEKA VE ÜNİVERSİTELER İÇİN DE UYARI Gelecek Partisi’nin açıklaması yalnızca günlük siyasi tartışmalara değil, Türkiye’nin uzun vadeli dönüşümüne de odaklandı.
Yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirdiğine dikkat çekilirken Türkiye’nin bu dönüşümde öncü olmak yerine başkalarının ürettiği teknolojileri takip eden bir ülke haline gelme riski taşıdığı belirtildi. Üniversitelerin uluslararası rekabette mevzi kaybettiği, mezun sayısındaki artışın eğitim kalitesi, özgür düşünce ve istihdam kapasitesindeki artışla aynı ölçüde gerçekleşmediği ifade edildi. “YARININ TÜRKİYE’Sİ KURULUNCAYA KADAR ÇALIŞACAĞIZ” Gelecek Partisi, siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararına rağmen Türkiye’ye ilişkin çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.
Partinin bundan sonraki hedefi şöyle tarif edildi: “Yarının Türkiye’si; düşünce özgürlüğünün, liyakatin, hukukun, üretimin, sosyal adaletin, eşit vatandaşlığın, kurumsal etkinliğin, toplumsal barışın, özgün düşüncenin ve stratejik aklın Türkiye’si olmalıdır.” Açıklamanın sonunda ise siyasi parti faaliyetlerinin sona ermesinin mücadelenin bittiği anlamına gelmediği vurgulandı: “Bizim mücadelemiz, herhangi bir makamla başlamadığı gibi herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyecektir.” Gelecek Partisi, “Yarının Türkiye’si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz” mesajıyla deklarasyonu tamamladı.
YARININ TÜRKİYE’Sİ İÇİN Deklarasyonun tamamı şu şekilde: İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir. İnsanın varoluşunu anlamlandıran düşünce sistemleri sarsılmakta; yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirmektedir. Arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar ve soykırımlar, derinleşen ekonomik adaletsizlikler ve yeni-sömürgeci tahakküm biçimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yerinden oynatmaktadır.
Bu küresel altüst oluş yalnızca uluslararası sistemi değil, bölgesel dengeleri, ulusal kurumları ve toplumsal dokuları da derinden sarsmaktadır. Türkiye, bütün bu kırılmaların kesişme noktasındadır. Tarihin fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz, aynı anda hem son derece ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıyadır.






