Çocuklarımızı Kim Kaybediyor?
Bir ülkenin en ağır cümlesi nedir biliyor musunuz?
“Bir çocuk öldü…”
Son zamanlarda bu cümleyi çok sık duyar olduk.
Okulda…
Sınıfta…
Koridorda…
Öğrenciler katlediliyor, öğretmenler vuruluyor.
Ve biz her defasında aynı şeyi yapıyoruz:
Şaşırmış gibi davranıyoruz.
Ama artık şaşıracak bir şey yok.
Çünkü bu bir tesadüf değil.
Bu, yıllardır büyüttüğümüz bir ihmalin sonucu.
Kimse kusura bakmasın…
Bu meselenin asıl sorumlusu sadece sistem değil, sadece okul değil, sadece sokak da değil.
Asıl mesele evde başlıyor.
Evet, açık söylüyorum:
Bugün çocuklarını tanımayan, dinlemeyen, anlamayan veliler de bu tablonun bir parçasıdır.
Çocuğunun ne izlediğini bilmeyen,
kimlerle konuştuğunu umursamayan,
hangi duygularla büyüdüğünü hiç sormayan bir ebeveyn…
Ama cebine harçlık koyunca görevini tamamladığını sanan bir anlayış…
Bu çocuklar neden bu kadar öfkeli sanıyorsunuz?
Çünkü sevgiyi evde bulamayan çocuk, onu dışarıda arar.
Ve dışarısı artık güvenli bir yer değil.
Bir çocuk, ailesine “Ben buradayım” demek için bağırıyorsa…
Ama kimse onu duymuyorsa…
O çocuk bir gün daha yüksek sesle konuşur.
Bazen o ses, bir çığlık olur.
Bazen bir isyan…
Bazen de geri dönüşü olmayan bir felaket.
Sonra biz ne yaparız?
Televizyonlarda konuşuruz.
“Bu çocuk neden böyle oldu?” diye tartışırız.
Ben söyleyeyim:
Çünkü kimse o çocuğun kalbine bakmadı.
Anne-baba olmak sadece doyurmak değildir.
Sadece giydirmek değildir.
Sadece okula göndermek hiç değildir.
Anne-baba olmak;
vakit ayırmaktır.
dokunmaktır.
dinlemektir.
sevmektir.
Sevgi, çocuk için lüks değil, ihtiyaçtır.
Ve bu ihtiyaç karşılanmadığında, o boşluk mutlaka dolar.
Ama çoğu zaman yanlış şeylerle…
Bugün okullarda yaşanan şiddet, sadece bireysel bir sorun değildir.
Bu, ihmal edilmiş duyguların patlamasıdır.
Her şeyden önce kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Ben çocuğumla en son ne zaman gerçekten konuştum?”
Telefonu bırakıp gözünün içine bakarak…
Yargılamadan…
Dinleyerek…
Eğer bu soruya verecek cevabımız yoksa,
o zaman sorumluluğu başkalarında aramayalım.
Çünkü mesele sadece eğitim değil…
Mesele insan yetiştirmek.
Ve insan, sevgiyle yetişir.
Bugün çocuklarımızı kaybediyorsak,
belki de önce onlara ayırmadığımız zamanı sorgulamalıyız.
Yoksa yarın,
çok geç olabilir…