08 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 24.822.775 kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 13:05
Bursa 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
DOLAR

8,2364$%-0.43

EURO

10,0327%0.22

GRAM ALTIN

484,72%0,49

ÇEYREK ALTIN

7.515,81%0,38

BİST100

1.441,33%0.95

BİTCOİN

479835฿%3.60482

a
SAĞLIKLI YAŞAM

SAĞLIKLI YAŞAM

05 Mayıs 2021 Çarşamba

TAM KAPANMA DÖNEMİNDE BESLENME

2

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzun bir karantina süreci içerisindeyiz. Bu dönemde beslenme oldukça önemlidir. Evde kalındığı bu zamanda sağlıksız besinlere, abur-cuburlara, hamur işine, fast-food tüketimine ve tatlılara eğilim oldukça fazla olmaktadır. Can sıkıntısından kendinizi hep buzdolabında bir şeyler ararken bulabilirsiniz. Aç olmasanız bile sürekli yeme eğiliminde olabilirsiniz. Bu durumda size fazla kilo olarak geri dönecektir.

Aslında evde kaldığımız bu süreci avantaja çevirerek kilo almadan hatta kilo vererek atlatabilirsiniz. Düzenli ve dengeli bir beslenme, evde yapacağınız egzersizler ile hem bedenen hem ruhen kendinizi iyi hissedip, kilonuzu koruyarak veya kilo vererek bu süreci geçirmiş olursunuz.

Bağışıklığınızı da güçlü tutmak bu dönem için en önemli faktörler arasındadır. Biliyoruz ki güçlü bağışıklık sağlıklı, düzenli ve dengeli beslenme ve egzersiz ile olmaktadır.

Karantina Döneminde Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Gün içerisinde yeterli su için. Acıkma hissi olduğunda önce su için, belki hissettiğiniz açlık değil susuzluktur.
Yemeklerden önce su için. Yapılan çalışmalara göre yemeklerden önce içilen su daha çabuk doygunluk hissi vererek daha az kalori alımını sağlamaktadır.
Daha küçük tabaklar kullanın. Büyük tabakları doldurmayı çalışırken porsiyon kontrolü yapmakta zorlanabilirsiniz. Küçük tabakları tercih ederseniz tabağınızın doldururken daha kolay porsiyon kontrolü sağlayabilirsiniz.
Kahvaltıda yumurta tüketin. Yapılan çalışmalarda uzun süre tok tutarak, daha az kalori alımı sağladığı sonucuna varılmıştır.
Yeşil çay için. Yapılan çalışmalarda metabolizma hızlandırıcı ve bel bölgesi incelmesine yardımcı olacağı sonucuna varılmıştır.
Rafine şeker ve basit karbonhidrat alımını sınırlayın. Kan şekerini hızla yükselterek daha çabuk acıkmanıza neden olurlar. Ayrıca obezite ve birçok hastalığa neden olabilmektedirler.
Porsiyon kontrolü mutlaka yapın. Farkında olmadan veya nasılsa sağlıklı besinler diyerek porsiyon kontrolü yapmadan çok fazla tüketmekte kilo vermenizi zorlaştıran etkenler arasındadır.
Her gün ne yediğinizi not edin. Yapılan bazı araştırmalarda, her gün yediklerini not edenlerin veya fotoğrafını çekenlerin farkındalıkla yediklerini ve porsiyon kontrolünde daha dikkatli oldukları ortaya çıkmıştır.
Abartıya kaçmadan kahve tüketin. Kaliteli bir kahve antioksidanlardan zengindir. Yapılan çalışmalarda, kahvenin içindeki kafein metabolizmayı hızlandırabileceği ve yağ yakımına destek olabileceğini göstermektedir. Ancak kahvenize şeker, krema, şurup gibi eklentiler yapmadan sade olarak tüketmeniz gerekmektedir.
Baharatlı yiyecekler tüketin. Bazı baharatlar metabolizmanızı hızlandırmaya, kan şekerinizi düzenlemeye ve iştahınızı azaltmaya yardımcı olabilmektedir.
Probiyotik takviyeler kullanın. Düzenli sindirim ve güçlü bağışıklık için probiyotik alımına özen göstermelisiniz.
Evde egzersiz yapın. Kilo kaybı sağlamanıza yardımcı olabileceği gibi fiziksel ve zihinsel sağlığınızı da iyileştirmeye yardımcı olur.
Lif tüketiminizi arttırın. Uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.
Taze sebze, meyve ve bol yeşillik tüketin. Lif ve su içerikleri yüksektir. Kilo vermenizi destekleyen besinlerdir.
Yeterli miktarda protein tüketin. Hem metabolizmanızı hızlandırmaya hem de sizi uzun süre tok tutmaya yardımcı olur.
Meyve suyu ve asitli içecekleri tüketmeyin. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketin.
Katkı maddesi olmayan besinler tercih edin.
Yemekleri yavaş çiğneyin. Beyninizin yeterince yemek yediğinizin anlaması biraz zaman alabilir. Bazı çalışmalar yemekleri yavaş çiğnemenin daha az kalori alımına ve kilo kaybını sağlayan hormon üretiminin artırmanıza yardımcı olabileceğini göstermektedir.
İyi uyuyun. Yapılan çalışmalarda kalitesiz uyku obezite riskini çocuklarda %89, yetişkinlerde %55 oranında arttırmaktadır.

Bu öneriler tam sağlıklı, herhangi bir hastalığı olmayan kişiler için geçerlidir.
Bir beslenme uzmanından yardım alarak bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilirsiniz.
Sağlıklı ve mutlu günleriniz olsun.

Devamını Oku

BEL ÇEVRESİ KAÇ CM OLMALIDIR?

3

BEĞENDİM

ABONE OL

Obezite, 21. yüzyılın en önemli toplumsal sorunu olup, sıklığı yıldan yıla artmaktadır. Kardiyovasküler sistemin yanısıra hemen bütün sistemlerde hastalıkların artışı ile ilişkili olan obezite, Avrupa ve Kuzey Amerika’da erken ölümün sigaradan sonraki ikinci temel risk faktörüdür. Kilo fazlalığı ve obezite sıklığındaki artış yalnızca Avrupa ve Kuzey Amerika gibi ekonomik refah düzeyi yüksek ülkelerde değil, düşük-orta gelir seviyesindeki ülkelerde de dikkati çekmektedir. Özellikle şehirleşmiş toplumlarda fiziksel aktivite azlığı ve kalori içeriği yüksek beslenme alışkanlıkları nedeni ile, kilo fazlalığı ve obezite sorunu çocukluk çağlarından itibaren başlamakta ve yaşla birlikte giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde obezite sıklığı (Beden Kitle İndeksi [BKİ] ≥30) 1975 yılından sonraki 40 yıllık dönemde yaklaşık üç kat artmıştır.

Dünya sağlık örgütüne göre bel çevresi,
Kadınlarda 88 Cm altında,
Erkeklerde 102 Cm altında olması gerekir.

Ülkemizde bel çevresi ile yapılmış 6 çalışmada, kadınlarda bel çevresi ortalaması 89,7 Cm, erkeklerde 93,6 Cm olduğu belirlenmiştir.
Uluslararası Diyabet Birliği (IDF) tarafından Avrupa, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu halkları için bel çevresi önerilen üst sınır kadınlarda 80 Cm, erkeklerde ise 94 Cm’dir. Buna göre bel çevresi özellikle kadınlarda belirgin şekilde yüksek, erkeklerde tam sınırdadır.

Abdominal obezite prevalansı kadınlar için %51, erkekler için %21 olarak belirlenmiştir. Bunun sonucunda dolaşım sistemi hastalıkları, kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik sendromun kadınlarda daha sık görüldüğü saptanmıştır.

Okul çağı dönemlerinden itibaren fiziksel aktivite eksikliği, giderek artan fast food tipi beslenme alışkanlığı ve bilgisayar, televizyon veya cep telefonu gibi aletlerle zaman geçirme obezitenin başlıca sorumlularıdır.

Kilo fazlalığı olan kişilerin 650 milyonu (dünya genelinde; erkeklerde %11 ve kadınlarda %15) obezdir. Her yıl yaklaşık 2,8 milyon kişi kilo fazlalığı veya obezite nedeni ile yaşamını yitirmektedir.

Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite ile ideal kilo aralığında olarak kendinizi birçok hastalıktan korumuş olursunuz.
Düzenli bel çevresi ölçümünüzü yapın. Bel çevrenizin üst sınırın altında olmasına dikkat edin. Sağlığınızı koruyun.

Devamını Oku

ARALIKLI ORUÇ (İNTERMİTTENT FASTİNG)

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhabalar, bu yazım da Aralıklı Oruç yani intermittent fasting konusunu ele alacağım. Herkesin dilinde olan Aralıklı Oruç  nedir? Kaç çeşit aralıklı oruç vardır? Nasıl Uygulanır? Sağlığımız için faydaları var mı? Zararları var mı?  Kimler uygulamamalıdır? Aralıklı Oruçta dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? Ve Örnek aralıklı oruç programını sizlerle paylaşacağım.

İlk önce obezite hakkında bilgiler vermek istiyorum. Obezite, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde her geçen gün artış gösteren sağlık problemi haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2014 yılında yayınlanan raporda 18 yaş ve üstü yetişkinlerin, %13’ünün  yani 600 milyon kişinin obez olduğu gösterilmiştir. Obezite;  tip2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kanser gibi  kronik hastalıklar için önemli bir risk faktörüdür. Obezitenin  tedavisinde; ağırlık yönetimi, sağlıksız beslenmeyi değiştirmek, ağırlık kaybını sağlamak, ağırlık kazanımını önlemek, diyet ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı değişikliğini içermektedir. Ağırlık yönetimi  için de yeni yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu yeni yaklaşımlardan biri de aralıklı oruç beslenme düzenidir.  

Peki  bu aralıklı oruç nedir? Aralıklı oruç, diyet şekli değil, daha çok beslenme düzenidir. Aç kalma ve yemek yeme düzeninizi belirleyen sistemdir. Aralıklı oruç, özellikle hangi besini yemeniz gerektiğini değil de onları ne zaman yemeniz gerektiğini planlayan bir düzendir. Kısacası, belirli vakitlerde aç veya tok kalma esasına dayanan  bir sistemdir. Tabi tercih edeceğiniz sağlıklı besinlerle desteklerseniz hem daha hızlı sonuca ulaşmanıza hem de daha sağlıklı kilo vermenizi sağlayacaktır.

Aralıklı Oruç çeşitlerine bakacak olursak; 5’e 2 sistemi ve 16’ya 8 sistemi olarak sınıflandırılır.

5:2 sistemi nedir? Aralıklı enerji kısıtlamasına dayanan sistemdir. Dönüşümlü olarak enerji kısıtlaması yapılır. Haftanın 5 günü yeterli enerji alımı 2 günü ise çok düşük kalori yani kadınlar için 500 kaloriden az, erkekler için ise 600 kaloriden az enerji alımını içermektedir. 5 gün besinlerin arzu edildiği zamanda, istenildiği kadar yani vücudun ihtiyacı kadar tüketildiği beslenme günleri ile 2 gün dönüşümlü olarak bireylerin enerji ihtiyaçlarının %25’ini tükettiği oruç günlerini içermektedir.

5:2 sistemi 8-12 hafta sonra vücut ağırlığının %4-8 oranında azaltabilen yenilikçi bir yaklaşımdır.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, 5:2 sisteminin toplam plazma kolesterolü ve trigliserid konsantrasyonlarını düşürdüğü ve kanser risk faktörleri üzerinde yararlı etkileri olduğu saptanmıştır.

5:2 sistemi uygulanan farelerde yağ kütlesinde özellikle iç organ yağlanmasında azalma gerçekleşirken yağsız vücut kütlesinin korunduğu saptanmıştır.

5:2 sisteminin vücut ağırlığı ve koroner kalp hastalığı  riskini azaltma üzerindeki etkilerini test etmek için yapılan çalışmalarda, 8–12 haftalık tedavide ağırlık kaybı yani vücut ağırlığında %5-6 azalma ve iç organların yağ kütlesinde kayıp yani bel çevresinde 5–7 cm azalmada  etkili olduğu saptanmıştır.

Ancak çok düşük enerjili diyetler yani günde alınacak 800 kalori ve daha az enerjili beslenme programları yetişkin obezite tedavisinde 12 haftadan daha uzun süre kullanılması önerilmemektedir.

16:8 sistemine bakacak olursak;  besin alımının her gün 8 saat veya daha az bir zaman dilimi ile kısıtlandığı bir beslenme düzenini içermektedir. Kalan 16 saat ise besin alımının durdurulduğu bir sistemdir.  16:8 sisteminde kişiler kendine göre 8 saat belirler. Örneğin; 12:00-20:00 saatleri arasında kendine öğün planı oluşturur. Kalan 16 saatte ise sadece sıvı tüketim yani su, sade kahve, şekersiz çay, şekersiz bitki çayları gibi içecekleri tüketebilir.

Bu beslenme düzeni sirkadiyen saatleri etkileyerek metabolik işlevleri düzenlemektedir.

Bir çalışmada, farelerde zaman kısıtlı beslenmenin insülin duyarlılığını arttırdığı sonucuna varılmıştır.  Vücut ağırlığı, total kolesterol, trigliserit, glukoz, insülinde azalmalar da ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Beslenmeleri normal yeme süreleriyle sınırlı olan fareler arzu edildiği zamanda, istenildiği kadar beslenenlerle eşdeğer bir enerji tüketmiş olmalarına rağmen obezite, hiperinsülinemi ve enflamasyon korunumlarının daha yüksek olduğu belirtilmiştir.

Yapılan çalışmalarda zaman kısıtlı beslenmenin besin alımını değiştirmeden yüksek yağlı diyet tüketiminin neden olduğu metabolik hastalıkların olumsuz etkilerini önlediği gösterilmiştir.

İnsanlar üzerinde yapılan çalışmada zaman kısıtlı beslenme için 3-4, 7-8 ve 10-12 saatlik aralıklar ile besin tüketimleri mevcut olup, 10-12 saatlik aralıkla besin tüketenleri içeren bireylerin oluşturduğu grupta vücut ağırlığındaki azalmanın tutarlı ve anlamlı olduğu saptanmıştır. Vücut ağırlığı, total kolesterol, trigliserit, glukoz, insülin ve insülin duyarlılığındaki değişimlerin hayvan çalışmalarıyla benzer olduğu belirtilmiştir.

Yapılan hayvan ve insan çalışmaları, zaman kısıtlı beslenmenin plazma lipitleri, açlık glukozu ve insülin seviyeleri, insülin duyarlılığı ve bazı enflamatuar sitokinler dâhil olmak üzere çeşitli metabolik risk faktörleri açısından çelişkili sonuçlar barındırmaktadır.

Obezite tedavisinde yeni beslenme yaklaşımı olan aralıklı orucun vücut ağırlığı denetimi ile birlikte metabolizmada etkili olan biyobelirteçleri de düzenlediği yapılan çalışmalarca gösterilmiştir. Aralıklı orucun bahsedilen olumlu etkilerinin yanında bazı kemirgen modellerinde yan etkileri bildirilmiştir.

1 ay boyunca 5:2 sistemi uygulanan bireylerde glukoz toleransı artarken, 8 ay boyunca 5:2 sistemi uygulanan bireylerde bozulmuş glukoz toleransı saptanmıştır. Aralıklı oruç uygulaması ile hiperkolesterolemik farelerin glukoz metabolizmasının olumsuz etkilendiği yapılan çalışmalarca gösterilmiştir. Yapılan çalışmaların çoğu küçük örneklemli ve kısa süre takiplidir.

Bu beslenme sistemini her birey tarafından uygulanabilir olmadığının da belirtilmesi gerekir. Normal ağırlık ve normal beden kütle indeksine sahip bireylerin aralıklı orucun sürdürülebilirliğinin de düşük olduğu saptanmıştır. Aralıklı orucun kısıtlama günlerinde günlük rutin aktivitelerini yürütmede zorluk çektikleri yapılan çalışmada belirtilmiştir. Bunlara ek olarak aralıklı orucun normal vücut ağırlığı ve normal beden kütle indeksine sahip bireylerde ağırlık kazanımını önlediğine dair çalışmalar da yetersizdir. Mevcut çalışmaların tutarsız sonuçlarından dolayı uzun süre takipli kontrollü çalışmaların yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Ayrıca zayıf olan kişiler, yeme bozukluğu olan kişiler, 18 yaş altındaki bireyler, hamileler ve emziren kadınlar, operasyon sonrası iyileşme sürecinde olan kişiler ve herhangi bir kronik hastalığı olan kişiler bu beslenme sistemini uygulamamalıdır.

Aralıklı Oruçta Dikkat Etmeniz Gereken Noktalar:

  • Karbonhidrat alımını azaltmanız gerekir. Makarna, pilav, ekmek gibi besinler yerine salata, balık, yumurta gibi besinler tercih ederseniz kilo vermenizi önemli ölçüde desteklemiş olursunuz.
  • İlk kez 16:8 sistemine başlamaya karar verdiyseniz ilk günden 16 saat sizi zorlayabilir. Saatleri gün geçtikçe kademe kademe arttırabilirsiniz. Böylece vücudun alışmasını ve uyum göstermesini kolaylaştırmış olursunuz.
  • Regl döneminde iseniz aralıklı orucun uygulanması önerilmemektedir.
  • Aç kalmanız gereken zamanları su, sade kahve, sade maden suyu, şekersiz çay ve bitki çayları ile destekleyebilirsiniz.
  • Aralıklı oruçta zaman çok önemlidir ve dışına çıkılmaması gerekir. Sıkı ve disiplin çerçevesinde ilerlemeniz size başarıya götürecektir.
  • Ayrıca 16:8 sisteminde 16 saatlik kısımda besin alımı tamamen durdurulması gerektiği de unutulmamalıdır.
  • Bazı danışanlarımdan örnek verecek olursam, küçük bir parça ne olacak ki attım ağzıma diyerek besin alımı yaptıkları ortaya çıktı. Ancak bir parça da olsa aralıklı oruç sistemini bozmaktadır. Bu yüzden besin alımı tamamen durdurulmalıdır.
  • Margarin gibi yağlar değil de zeytin yağı ve Hindistan cevizi yağı gibi tercihlerde bulunmanızda faydalı olacaktır.

Şimdi sizlere aralıklı oruç ile ilgili örnek bir program paylaşmak istiyorum. Genelde yaygın olarak  uygulanan 16:8 sistemi ile ilgili örnek program şöyledir:  

Size uygun olan 8 saat aralığını belirleyip o saatte başlayın. İlk öğününüzde yumurta, peynir, zeytin,  bol yeşillik tercih edebileceğiniz bir öğün planlayabilirsiniz. Ara öğün olarak çiğ kuruyemiş, meyve veya kuru meyvenin yanında bitki çayı tüketebilirsiniz. Akşam ise Çorba- et/tavuk/balık/hindi gibi ızgara veya kurubaklagil yemeği veya sebze yemeği yanında bol yeşillikli salata ve yoğurt ile birlikte günü bitirebilirsiniz. Akşam bitki çayı, sade maden suyu ve bol su içmeye devam edip, sabahta öğününüzün saatine kadar 1 fincan sade, sütsüz, kremasız kahve ve bol su tüketebilirsiniz. Gün içerisinde aralarda bol su içmeye devam edip, günlük ihtiyacınız olan suyu mutlaka tamamlamalısınız.

Size Aralıklı Oruçla ilgili bütün bilgileri paylaştım. Umarım faydalı olmuştur. Sağlıkla kalın. 

Devamını Oku

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin kuralı düzenli öğünler ve ara öğünlerden geçer. Gün içerisinde yaptığınız öğünler kadar ara öğünlerinde önemi büyüktür. Gün içerisinde sizin kan şekerinizi dengede tutarak çabuk acıkmayı ve bir sonraki öğünde çok fazla yemeği engellemektedir. Sık sık beslenme olacağı için de metabolizma hızınız artacaktır.
Ancak ara öğünler de ne tür besinler tercih ettiğiniz de çok önemlidir. Genelde abur-cubur, şekerli, yağlı yiyecekler gibi besinler tercih edilir. Bu durum size kilo olarak geri dönecektir.
Ara öğünler için 100-200 kalori arasında sağlıklı seçimler yapmak hem kilo kontrolü için hem de kan şekerinizde ki ani iniş-çıkışları önlemek için idealdir.

Sağlıklı Ara Öğün Alternatifleri

• 2 kuru kayısı + 2 parça ceviz

• 1 kase yoğurt + 10 adet yaban mersini

• 1 bardak süt + 1 adet taze meyve

• 1 bardak kefir + 1 türk kahvesi fincanı leblebi

• 1 adet kepekli galeta + 1 bardak ayran

• 3 adet kuru erik + 6 adet çiğ badem

• 1 dilim esmer ekmek + 1 kibrit kutusu yağsız peynir

• 2 adet kuru hurma + 6 adet çiğ fındık

• Bol yeşillikli salata + 1 kibrit kutusu yağsız peynir

• 2 kare (%80 ve üzeri kakaolu) bitter çikolata + Sütlü kahve

• Küçük muz + 1 tatlı kaşığı şekersiz fıstık ezmesi

• 1 adet kuru incir + 6 adet çiğ badem

Devamını Oku

EMZİREN ANNE BESLENMESİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Emziren anne beslenmesi sütün kalitesi için önemli bir konudur. Bende emziren bir anne olarak sizlere kendimde deneyimlediğim bilgiler paylaşmak istiyorum.
Öncelikle anne sütünden bahsetmek istiyorum. Anne sütü, dünyada eşi benzeri bulunmayan mucizevi besindir.

Anne Sütünün Bebek İçin Yararları Nelerdir?

• Akut ve kronik hastalıkların riskini azaltır.
• Bağışıklık sistemini güçlendirir.
• Büyüme- gelişme ve psikolojik yönden birçok yararı vardır.

Anne Sütünün Anne İçin Yararları Nelerdir?

• Birçok kanserden korur.
• İleride oluşabilecek osteoporozis’ i (kemik erimesi) önler.
• Düzenli ve dengeli beslenme ile kilo kontrolü sağlar.
• Psikolojik yönden birçok faydası bulunmaktadır.

Anne Sütünün Besin Değeri Nasıldır?

Anne sütü, besin değeri açısından çok zengindir, vitamin- mineral deposudur. 200’ den fazla bileşik içeren kompleks bir besindir. Bu kadar kıymetli bir besini elinizden geldiğince bebeğinize vermek istiyorsunuz. Tabi bazı durumlar da hastalık vb. gibi bebeğinizi emziremeyebilirsiniz. Bu durumlarda hiçbir zaman kendinizi suçlamayın ve dışarıdan gelen tepkilere kulak asmayın. Çünkü her anne bebeği için en iyisini ister ve elinden gelen her şeyin fazlasını yapmaya çalışır.
Emzirmede Dikkat Edilecek Noktalar Nelerdir?
• Doğumdan hemen sonra ilk 30 dakika -1 saat içerisinde bebek emzirilmeye başlanmalıdır.
• Bebek her istediğinde ve ağladığında emzirilmelidir.
• İlk 6 ayda sadece anne sütü verilmelidir. Her emzirmede bebek her iki memede en az 10 dakika tutulmalıdır.
• 2 yaşına kadar emzirmeye devam edilmelidir.
• Annenin dinlenmesi sağlanmalıdır.
• Bebeği ile tensel temas kurmalıdır.
• Bebekler anne sütü ile beslendikleri dönemde büyüme ve gelişme açısından mutlaka izlenmelidir.

Emziren Annenin Sütünü Arttırmanın Yolları Nelerdir?

Öncelikle süt arttırmada en etkili besin su’dur. Anne bol bol su içmeyi asla ihmal etmemelidir. Anne sütünün %80’den fazlası su’dan oluşmaktadır. Bu yüzden annenin yeterli su içmesi çok önemlidir. Tabi bunun yanında düzenli ve dengeli beslenmede büyük önem taşımaktadır. Yeterli miktarda alınan karbonhidrat, protein ve yağ sütünüzü destekleyici faktörlerdendir. Süt arttırma da diğer bir etken ise bebeğinizi bolca emzirmenizdir. Sütüm yetmiyor emzirmeyi bırakayım gibi düşünceniz olursa sakın emzirmeyi bırakmayın. Ne kadar çok emzirirseniz sütünüz o kadar artar. Sütünüz yeterli olmasa bile siz emzirmeyi bırakmadıkça daha fazla emzirdikçe emin olun sütünüzün arttığını ve yettiğini sizde göreceksiniz. Her iki memeden en az 20 dakika 2-3 saatte bir mutlaka emzirin. Bunu 1 hafta boyunca düzenli bir şekilde yapın ve ihtiyacınız olan suyu, sağlıklı besinleri de beslenmenize mutlaka ekleyin. Artış olacağına siz bile şaşırabilirsiniz. Annenin dinlenmesi de sütünü arttırmaya destekleyecek etkenler arasındadır. Gün içerisinde alınan ılık duşta sizi rahatlatarak süt oluşmasına olumlu etki sağlayacaktır.
Emziren Anne Neler Yemelidir?
Yeşil yapraklılar, yulaf, incir, hurma, kuru meyveler, havuç, kimyon, yumurta, süt, ceviz, badem gibi besinlerden ve rezene, ıhlamur, anason, ısırgan, frenk kimyonu gibi bitki çaylarından destek alabilirsiniz.

Emziren Anne Diyeti Nasıl Olmalıdır?

Emziren bir anne günde 500-600 kalori arasında emzirirken kalori harcar. Emziren anne günlük alması gereken ihtiyacına 500 kalori eklemesi yeterli olacaktır. Emziren bir annenin günlük alması gereken enerji 1800 kalorinin altına düşmemesi gerekir. Enerjisi düşük diyetleri uygulamak sütünün azalmasına sebep olabilir. Alınan enerjisinin de sağlıklı ve içeriği temiz besinlerden olması çok önemlidir. Emziriyorum diye tatlılar, pastalar, börekler tüketmek hızlı bir şekilde kilo artışına sebep olur. Hatta hamilelikten bile daha fazla kilo alabilirsiniz. Bu yüzden her zaman ihtiyacınız olan ve size uygun olan karbonhidrat, protein ve yağ ile oluşturulmuş, yeterli ve dengeli beslenme kilo kontrolü için yeterli olacaktır. Bunun için bir beslenme uzmanından yardım alabilirsiniz. Sizin ihtiyaçlarınıza göre oluşturulan liste ile hem sütünüzü destekleyerek hem de kilo kontrolü sağlayarak ilerlemiş olursunuz. Bu sayede sütünüzün azalması endişenizde ortadan kalkmış olacaktır.

Gaz Yapan Besinler Nelerdir?

Bebeklerde gaz problemi de anneleri zorlayan bir durumdur. Bu yüzden anne çok soğuk, kafeinli ve gazlı içeceklerden kaçınmalıdır. Kurubaklagiller, brokoli, karnabahar, turp, lahana çeşitleri, soğan, sarımsak, kızarmış yiyecekler, acı ve baharatlı yiyeceklerden de uzak durması gerekebilir.
Emziren Anneler Neler Yememelidir?
Şarküteri ürünleri (sucuk, salam, sosis) gibi ürünler doğru koşullarda üretilmediğinde bakteri oluşumuna neden olabilir. Çiğ köfte ve çiğ et gibi bakteri oluşumuna açık olan besinler tercih edilmemelidir. Çok fazla çay ve kahve tüketimi hem sütün kalitesini hem de annenin uyku kalitesini düşürebilir. Meyveler ve çiğ sebzeler iyice yıkanmadan tüketilmemelidir. Emzirme sürecinde alkol ve sigara tüketiminden mutlaka kaçınılmalıdır.
Bu süreçte profesyonel destek almanız fayda sağlayacaktır. Sevgiyle kalın.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.